Çok şekersin...

Son günlerde şekerle ilgili okumalar yaparken buluyorum kendimi. Şekersiz bir günümüz geçmiyor ki! Şeker, doğal gıdalarımızda ihtiyacımı kadarını barındıran ve ihtiyaç duyduğumuz forma bedenimiz tarafından girebilme kabiliyetine sahiptir. Direk olarak şekeri bedenimize almamızın zararları büyüktür. Edindiğim bilgilere göre, kaçınamadığımız şeker en büyük bağımlılığımız. Tavsiyem, çocuklarınızı şekerle mümkün olduğunca geç tanıştırın. Siz de mümkün olduğu kadar azaltın veya mümkün olduğunca erken hayatınızdan çıkartın. Hele ki şekerin yerine asla suni tatlandırıcılar kullanmayın. Bal, pekmezin doğalını bulmaya çalışın. Bulunca bana da haber verin.

Günümüzde şeker, şeker pancarı ve şeker kamışından elde edilmektedir. Anavatanı Polinezya olan şeker kamışının tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Amerika'nın keşfinin ardından İspanyollar ve Portekizliler Afrika'dan getirdiği köleleri şeker kamışı yetiştirmede ve işleme kullanmışlardır. 15. yüzyılda şeker fiyatları inanılmazdı. Şeker, zenginlerindi... Bugün kolayca ulaşılabilir olması ve neredeyse tüm tükettiğimiz gıdalarda bulunması ve bedenimize verdiği zararlar şeker yüzünden çekilen ızdırapların laneti...

pakagri.blogspot.com
Peki, aslında doğal bir besin olan şeker kamışı, işlendikten sonra bedenimize nasıl zarar veriyor?
"Değişim Tohumları"nın yazarı Henry Hobhouse bunun cevabını biyokimyasal açıdan veriyor:

"Bütün yenebilir bitkiler çeşitli oranlarda lif, yağ, nişasta ve şeker içerirler. İnsan da dahil, bütün etobur ve otobur hayvanlar lif ile nişastayı biyokimyasal yöntemlerle şekere dönüştürürler. Şeker daha sonra enerji kaynağı olarak kana karışır. Nişasta ve şeker bütün meyve ve sebzelerde bulunur. 
....
Saf sükroz (rafine şeker) büyük miktarlada tüketildiğinde bütün sistemin metabolizması değişir. İster kamıştan, ister pancardan üretilmiş saf beyaz endüstriyel şeker tüketiminde mideye daha az iş düşer ve enerji ağır ağır damlamak yerine bir sel halinde üretilip kullanılır.  

Büyük miktarda şeker tüketildiğinde, bedenin enerji ihtiyacının hemen hepsini karşılarken, tüketilen diğer gıdalar yalnızca bir araç haline gelir. Beden şeker ihtiyacını doğrudan sükrozla karşılamaya alıştıkça nişasta ve lifleri dönüştüren enzimlerin üretimi engellenir. Buna bağlı olarak mide herhangi bir nişasta ya da lifi sindirmekte zorlanır." 

Hobhouse'a göre, sindirim sistemiz hazır gelen bu şeker bombardımanı sayesinde çalışma sistemini değiştiriyor ve lifli gıdaları sindirme konusunda sıkıntı çekiyor. Bunun üzerine fabrikasyon gıdalar tüketicinin beklentisine göre, lif oranı azaltılmış gıdalar üretiyor. Aşırı şeker tüketimi, sindirim sorunları ve lifli gıdalardan yoksunluk sonucunda obezite yaygınlaşıyor, bağırsak kanseri riski artıyor.

Eskiden kolestrolü, şekeri yüksek olanlar ya da bir kaç kilo fazlası olanlara mutlaka söylenen " 3 beyazdan uzak duracaksın" lafı geldi aklıma... Aslında işin sonucunda gerçekten sağlıklı beslenmeye ulaşmak var...  Yine Hobhouse'dan alın yaparaktan "3 beyaz" konusunun haklılığını kanıtlamak istiyorum:  " Yoğun beyaz şeker tüketimin diğer ülkelerden erken başladığı İngiltere'de beyaz ekmek düşkünlüğü de şeker bağımlılığının sonucu olarak başlamıştır. Sosyal tarihçiler İngilizlerin 18. yüzyılın sonlarında başlayan, beyaz ekmeğe yönelik mantıksız tercihleriyle çok uğraşmış bunu İngiliz sınıf sistemine bağlamıştır. Ancak İngilizlerin bu özel tercihinin gerisindeki biyokimyasal neden yüksek beyaz şeker tüketimi karşısında, kepekli ekmeği sindirmek için gereken enzimlerin kaybolmuş olmasıdır." 

Doğal beslenme, sağlıklı bir bedende yaşamak için kaçınılmazdır. Şeker pancarı ya da kamışının tüketimine hay hay ama her besinde olduğu gibi işlenmiş şekere de hayır!

Şekerin işlenmesinin ardındaki sebep elbette ki uzun ömürlü olmasını sağlamak. Şeker sıkılıp, kaynatılarak pekmez kıvamına geliyor ve zamanla kristalleşmeye başlıyor, içindeki su buharlaştırılarak sadece kristal şekerin elde edilmesi M.S. 350'de Hintliler tarafından bulunuyor. Bu işlemin sonunda kahverengi ya da sarı renkli bir şeker elde ediliyordu. Tekrar tekrar çözündürülüp, kristalize hale getirilerek rengi açılıyordu.  Esmer şekerin, beyaz şekerden farkı bir aşama daha az  işlemden geçmesidir.

Şeker pancarının adının geçmemesi, kendilerinin 19. yüzyılda ortaya çıkmasından kaynaklanıyor. Türkiye'ye de şeker Cumhuriyet'in ilk yıllarında girmiştir ve halen ürettiğim ve tükettiğimiz şekeri pancardan elde ediyoruz. İklim şartlarında dolayı şeker kamışını Türkiye'de üretmek zor oluyor.

Şeker, aslında özel bir forma sokulup, ayrıca satılması gereken bir şey değil. Yani şeker, zaten tükettiğimiz tüm doğal besinlerde varken, neden sadece içindeki şekeri çıkarıp, kimyamıza aykırı bir biçimde tüketiyoruz ki? Şekerin ilk rafine edilmesi çok büyük bir yaratıcılık ve buluş ama bugün şekersiz bir tane ev gösterin bana, gösterdiğiniz evde şeker hastası olmasın ama... Malesef ben de şekeri kullanıyorum. Kaçamıyorum. Yine de kahveye ve çaya şeker eklemiyorum. Bir yerden başlamak gerekiyor... Siz de bir yerden başlayın. Şekerin yerine bal ve pekmez kullanabileceğinizi de unutmayın. 



 Kaynakça: 
Değişim Tohumları Henry Hobhouse
7'den 70'e Taş Devri Diyeti Prof. Dr. Ahmet Aydın








Yorumlar

  1. Cok faydali bilgiler var ama cok uzun hepsini okuyamadim ne yalan soyleyeyim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar da uzun değil bence, Ozan Can :)

      Sil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar