20.2.17

Balkabağı Çorbası

Fotoğraf: M. Ali Dinçer
700 g. balkabağı
1 büyük soğan
5 diş sarımsak
1 tatlı kaşığı zerdeçal
1 tutam muskat
1 tatlı kaşığı köri
Karabiber
Zeytinyağı ya da tereyağı


Balkabağını iri küpler olarak doğruyoruz. Kocaman bir soğanı dörde bölüyoruz.  2-3 yemek kaşığı kadar zeytinyağı ekliyoruz. Tencereye koyup, üzerini geçecek kadar su ekliyoruz. Kaynamaya başlayınca tuzunu ve baharatlarını ekliyoruz. İyice yumuşayana kadar haşlıyoruz. Sonra isterseniz tereyağı ekleyerek, blenderden püre haline getiriyoruz.
Süzme yoğurt veya labne peyniri ile servis ediyoruz.


--> Not: Baharat miktarını damak tadınıza göre artırabilir veya azaltabilirsiniz. 
Fotoğraf: M. Ali Dinçer

17.2.17

Ballı Mahmudiye ve Şehriye Pilavı


2 adet tavuk göğsü
2 kepçe tavuk suyu*
5-6 adet arpacık soğanı
2 yemek kaşığı bal
6 adet kuru hurma (çekirdeği çıkarılıpi dilimlenmiş)
1 yemek kaşığı kuş üzümü
2 yemek kaşığı kabuğu çıkarılmış, ikiye ayrılmış badem ya da file badem
1 tatlı kaşığı toz tarçın
Zeytinyağı
1 avuç maydanoz

*Tavuk suyu:
Tavuk göğsünü soğuk suyla bir taşım haşlayıp, süzüyoruz. Tekrar soğuk ekleyip, içine ortadan ikiye kesilmiş 1 baş sarımsak, kereviz sapı, havuç, karabiberi tülbente sararak suya atıp, 45 dakika kadar haşlıyoruz. Bu arada üste biriken köpükleri alıyoruz.

Haşlanmış tavuk göğüslerini küp küp doğruyoruz. Arpacık soğanları zeytinyağında kavurmaya başlayıp, rengi hafiften dönmeye başlayınca tavukları ekliyoruz, 4-5 dakika kadar sonra bademleri ekliyoruz. Kızarana kadar çeviriyoruz. Hurmaları, kuş üzümünü, tarçını, tuzunu ekleyip önce 1 kepçe tavuk suyunu ekleyip, suyunu çektiriyoruz, ardından 1 kepçe daha ekliyoruz. Suyu tam çekmeden 2 yemek kaşığı balı ekleyip, karıştırıyoruz. Suyunu tamamen çekince ocaktan alıyoruz. 1 avuç doğranmış maydanoz ile servis ediyoruz.

Şehriye Pilavı
1 fincan şehriye
1 yemek kaşığı tereyağı
1+1/2 su

Suyu kaynatıyoruz. Tencerede tereyağını eritiyoruz, şehriyeleri ekliyoruz. Rengi kahverengine dönene kadar fakat yanmamasına dikkat ederek kavuruyoruz. Tuzunu ekledikten sonra suyunu da döküyoruz, kısık ateşte pişiriyoruz. Suyunu çekince, üzerine kağıt havlu veya temiz bir bez koyarak demlemeye bırakıyoruz.





Not: Beni tanıyanlar yıllardır tavuk yemediğimi bilirler ama bu ara tavukla ilgili araştırma yapmam gerekiyordu. Ev ahalisi de bayram etsin diye pişirip, paylaştım. Serbest gezen, organik tavuk ürünleri kullanmanızı tavsiye ediyorum. 

27.1.17

Çikolatalı Karabuğday Keki (Glutensiz)




Bu tarif David Lebovitz’in İnternet sitesinden alınmıştır.
           


170 gr. bitter çikolata
115 gr. tereyağı
4 yumurta
100 gr. toz şeker
80 ml yoğurt
1 çay kaşığı vanilya özütü
½ çay kaşığı tuz
75 gr. badem unu
35 gr. karabuğday unu

Küp küp doğradığımız çikolata ve tereyağını, birlikte, benmaride eritiyoruz. Soğumaya bırakıyoruz.
Yumurta sarılarını ve beyazlarını ayırıyoruz.
Yumurta sarılarını, şekerin yarısıyla (50gr.), yoğurt, tuz ve vanilya özütüyle birlikte çırpıyoruz. Soğumuş çikolata ve tereyağını, karışıma ekleyip  çırpmaya devam ediyoruz. Badem ve karabuğday ununu da koyduktan sonra spatula ile karıştırıyoruz.
Yumurta beyazını, mümkünse bir blender yardımıyla çırpıyoruz. Köpük oluşmaya başlayınca şekerin kalanını ekleyip, akışkan olmayan yoğun bir köpük elde edinceye kadar çırpıyoruz.
Köpüğü, yavaşça çikolatalı karışıma ekleyip, yavaşça, spatula yardımıyla karıştırıyoruz.
Yağlanmış veya yağlı kağıtlı kalıba döküyoruz.
180 derece, önceden ısıtılmış fırında 25-30 dakika kadar pişiriyoruz.
Soğuduktan sonra kalıptan çıkarıyoruz.

D. Lebovitz’in tarifi uyarladığı kişi, kekin, 1 gün oda sıcaklığında dinlenirse daha lezzetli olacağını belirtmiş.
Tarifi harfiyen uyguladım. Yeni aldığım fırında ilk kekimdi zira kendi fırınımda kötü sonuçlar alıyordum. Benim kekim 35 dakikada pişti. Fakat 1 normal bir de küçük kalıpta pişirdim; küçük kalıp 25 dakikada pişmişti.
Badem ununu hazır bulamadığınızda, kabuksuz çiğ bademi blenderla un kıvamına getirebilirsiniz. Orjinal tarifte de belirtildiği üzere alternatif olarak fındık unu da kullanılabilir.



-->

25.1.17

Yer elmanızı nasıl alırsınız?

Papatyagillerden bir bitkinin kökü olan enfes bir sebzedir. Muhtemelen yetiştirmesi ve çoğaltması çok zor değil. En yakın zamanda yetiştirmeyi deneyeceğim.

Ailem, zeytinyağlı yemeğini yapmayı tercih eder. Küçükken, büyük bir önyargıyla yemez ve sevmediğimi iddia ederdim. Ailemden ayrı yaşamaya başladıktan sonra sevmediğimi sandığım, asla pişireceğimi düşünmediğim yemekleri özlemeye başladım. Sanıyorum, zihnimde, çocukluktan kalma bazı düşüncelerim kalıplaşmış ve dışına çıkmam için dürtülmem gerekiyor. Bir kaç yıldır belki de en sevdiğim yiyecekler, bu "sevmediğimi" sandıklarım oldu. Zaman zaman evde pişirilen bu yemekleri o zamanlar, özleme ihtiyacım da kalmıyordu demek ki... Benim yerime babam ya da annem zaten özlüyordu... Neyse, artık ben de özlüyorum ve uzun yıllardır birlikte olduğum erkek arkadaşım, bir kaç aydır da karı-koca resmiyeti kazandığım sevgilim, bu yer elmasını hiç ama hiç sevmiyor (idi). 

E, ne yiyeceğiz her akşam? Malum, ben 5 yıldır filan tavuk yemiyorum; bir süredir et de tüketmiyorum... Zeytinyağlı yer elmasını sevmedi, bey. Ondan vazgeçtik, şimdilik... Tatlı patatesi, sarı patatesi, kerevizi küp küp doğrayıp, zeytinyağı ve tuzla (bazen de baharatlarla) fırınlıyorum, çok seviyorum. Artık araya yer elmasını da aldım. Farketmeden yediğinde, bayıldı ve artık hep öyle istiyor. (Çorbalara da katıyorum! - kıhkıhkıh)

Bir de yer elmasının cips versiyonunu denedim. İnce ince dilimlenip, fırında çıtır çıtır olana kadar kızarıyor. 

Kabuklu ya da kabuksuz ince ince dilimleyip, büyük bir tepsiye çok da üst üste gelmeyecek şekilde dizin. Azıcık zeytinyağı gezdirip, tuz serpip 170-180 derecedeki fırında kızarana kadar pişirin. 

İnanılmaz lezzetli ve sağlıklı bir yan yemek, atıştırmalık. 

Düşük kalorili bu sebze  potasyum, demir, kalsiyum, A ve C vitamini yönünden oldukça zengin. Az çalışan bağırsaklara da iyi geliyormuş. İnternette okuduğuma göre; metabolizmayı da hızlandırıyormuş ve  hatta haftada 2 gün tüketmek, 40 dakikalık yürüyüşe bedelmişmişmiş... Yersen! 

Gerçekten faydalı bir besin, bence mutfağınıza sokun. Çorbalara katabilir, fırınlayabilir, zeytinyağlı yemeğini pişirebilirsiniz. Etli nasıl olur bilemiyorum zira etli sebze yemeklerinden oldum olası pek hoşlanmam... 




2.1.17

Tarte à la crème patissière

Bu leziz tarif 3 aşamadan oluşuyor. Öncelikle tart hamurunu hazırlayacağız. Hamurun en az 30 dakika, buzdolabında dinlenmesi gerekiyor. Ardından pastacı kremasını hazırlayacağız. En son da üzerine koyacağımız meyveleri dilimleyip, hafifçe karamelize edeceğiz.

Tart 

250 g un
150 g tereyağı
100 g şeker
2 yumurta sarısı
1 tutam tuz
Vanilya özütü 

Tereyağını küçük küpler halinde dilimliyoruz. Unla birlikte kum gibi olana kadar yoğuruyoruz. Ardından şekeri ekleyip, yoğurmaya devam ediyoruz. En son yumurta sarılarını,  1 tutam tuzu ve vanilyayı ekliyoruz. Hamur birbirine tutunana kadar yoğuruyoruz. 

İhtiyaca göre 1 yemek kaşığı kadar su ve/veya bir miktar unla hamurun kıvamını toparlamak mümkün. 

Bir araya gelen hamuru, top yapıp, streç filme sarıp, buzdolabında 30-40 dakika dinlendiriyoruz. Vaktiniz yoksa 1 gün kadar da kalabilir. Ancak dolaptan çıktığında, hamur ekstra sert olacağı için bir süre yumuşamasını için dışarıda dinlendirmeniz gerekebilir. 

Unladığımız tezgahımızda, merdane yardımıyla hamuru tart kalıbımızın genişliği kadar açıyoruz. 1 cm'den daha ince bir hamur elde etmemiz gerekiyor. Hamuru kalıba yerleştiriyoruz. Kenarlarını kalıpla eşit boyda olacak şekilde, iyice yerleştiriyoruz. 

Hamura çatalla delikler açıp, üzerine, ağırlık yapması ve kabarmaması için bir avuç kadar çiğ bakliyat (nohut, fasulye vs..) koyuyoruz. 

180 C'de ısıtılmış fırında 30-40 dakika kadar pişiriyoruz.

Pastacı Kreması

300 ml süt
3 yumurta sarısı
50 g toz şeker
20 g un
20 g mısır/buğday nişastası
Vanilya


Şeker ve yumurtayı iyicene çırpıyoruz. 
Unu ve nişastayı eleyerek, karışıma ekleyip, güzelcene çırpıyoruz. 

Sütü hafif ısıtıyoruz. Kaynamamasına dikkat etmeli! Kaynarsa, soğumasını beklemeliyiz.
Ilınmış sütü, çok yavaş bir şekilde, karışıma ekliyoruz. Yumurtların pişip, kesik kesik olmaması için, ayrı bir kapta sütle karışımı yavaş yavaş aynı ısıya getirmenizi öneririm. 

Süt, karışımla kesilmeden bir araya gelince, vanilya ekliyoruz. Bir tencereye alıp, sürekli çırparak, kısık-orta ateşte kıvam alıp, hafiften fokurdayana kadar pişiriyoruz. Ateşten alıp, soğutuyoruz. 

Öneriler: 
- Yumurta kesilirse, süzgeçten geçirerek kurtarabilirsiniz. Daha da pürüzsüz bir kıvam için her şekilde süzgeçten geçirin! 
- Krema soğuduktan sonra üzerini kapatırken, streç filmin kremayla temas etmesini sağlarsanız, krema üzerinde kabuklaşma oluşmaz. 
- 2-3 gün buzdolabında saklayabilirsiniz. 


Karamelize Meyve

Ben bu tarifte ananas ve elma kullandım. 3 elma, 1 ananas! (Ananas, beyimin arzusuyla eklenmiştir.) 
Ananas yerine 2 elma daha ekleyebilirsiniz. 

Meyveleri, elma dilim dediğimiz şekilde güzel güzel dilimliyoruz. Öncelikler elmaları pişirmeye başlıyoruz. Bir tavada elmaların üzerine, 3 yemek kaşığı kadar toz şeker, 1 yemek kaşığı kadar da teryağı ekliyoruz. Biraz tarçın, karanfil ve arzu ettiğiniz aromatik baharatlarla lezzetlendirip, hafif karamelize oluncaya kadar pişiriyoruz. Bu süreçte ananasları ekleyebilir ya da ananasları ayrı pişirebilirsiniz. 


Öneriler:

- Şeker miktarını damak tadınıza göre artırabilir veya azaltabilirsiniz. 
- Çiğden koymak istediğinz meyvelerin kararmaması için marketlerde satılan toz jelatinları kullanabilirsiniz. Tarifini paketin arkasında bulabilirsiniz. 




Her şey hazırsa, kalıptan çıkardığımı tarta, kremayı güzelcene döküp, eşit bir şekilde yaydıktan sonra meyveleri arzu ettiğiniz şekilde dizin. Voilà!

20.12.16

Muzlu, Yerfıstığı Ezmeli Chia Tohumu Pudingi

İlk denememin tarifini de burada paylaşmıştım, sanırım sade halini pek sevmediğimden içimden yemek de gelmemişti. Tat yoğunluğunun odağını değiştirip, dilde daha baskın izler bırakabilecek malzemelere yoğunlaştım. Muz, bal, şekersiz fıstık ezmesi ile istediğim sonuca ulaştım.


Süt 400 ml
Muz 1 adet (orta boy)
Bal 50 g
Şekersiz fıstık ezmesi 1,5 yemek kaşığı
Chia tohumu 70 g 


Muzu, sütle birlikte blenderla, muzlu süt yaparcasına eziyoruz. İçine bal ve fıstık ezmesi ekleyip, iyice karışmasını için blenderla 15-20 saniye kadar daha devam ediyoruz. En son chia tohumlarını ekliyoruz. 10-15 dakika kadar arada karşıtırarak bekliyoruz. Sonra kaplara alıp, dolapta 1 gece kadar bekletiyoruz. 


Öneriler:

- İnek sütü yerine soya, badem, fındık vs gibi alternatifleri kullanabilirsiniz. 
- Bal oranının şeker arzunuza göre artırıp, azaltabilirsiniz.
- İçine tarçın ekleyebilirsiniz.






17.11.16

Kinoa Köftesi

300 g. haşlanmış kinoa
4 yumurta
1 çay kaşığı tuz
50-70 g galeta unu
Bir avuç maydanoz
3 arpacık soğanı veya ½  soğan
2 diş sarımsak
2 ince rendelenmiş havuç
½ çay bardağı zeytinyağı
½ çay bardağı su (gerektiğinde kullanılmak üzere)

Yıkayıp, süzdüğümüz kinoaları, üzerini geçecek kadar suyla haşlıyoruz.  Soğumaya bırakıyoruz.
Havuçları rendenin ince kısmıyla rendeliyoruz.
Maydanozu ince ince kıyıyoruz.
Soğan ve sarımsakları dişe gelmeyecek kadar küçük doğruyoruz. (Rende, robot kullanılabilir.)
4 yumurtayı çırpıyoruz.


Tüm malzemelerimizi bir araya getirip, iyicene karıştırıyoruz. Dilerseniz içine karabiber, köri de ekleyebilirsiniz.
İyice harmanlandıktan sonra, köfte şeklini alıp almadığını kontrol edip, ihtiyacına göre, azar azar su ilave ediyoruz.
Şekil verirken, tavaya koyarken normal köfteye göre biraz daha nazik davranmak gerekebilir.
Tavamıza zeytinyağını ekliyoruz, kızınca, köftelerimizin her iki tarafını da kızarana kadar pişiriyoruz.
 

Ballı hardal ve süzme yoğurtla servis edebilirsiniz.

14.11.16

Borsch, Borscht ya da Borş Çorbası

Bazı yemekler vardır, tek bir ülkeye ait olması imkansızdır. Yemek kültürünü, harita üzerinde çizilmiş çizgilerle ayırıp,  sınırlara sıkıştırırsak ve tüm o çizgiler, politik saçmalıklar günün birinde değişirse ne olur?
Pek çok şey değişiyor; kavramlar, sınırlar, taraflar... Buna rağmen her akşam kurulan ya da her pazar günü oturulan sofradan kaldırabileceğimiz bir yemeğimiz yok.
Borscht, bir coğrafyanın pek çok farklı sofrasına ait lezzetli mi lezzetli, daha da önemlisi, insanın içini şevkatle ısıtan, kültürel öneme sahip bir çorbadır.
Tüm dünyada, genel olarak bu çorbanın Rus mutfağına ait olduğuna dair bir algı olsa da, Rus yemek yazarı ve tarihçisi Vilyam Pokhlebkin’e* göre borscht,  kesinlikle Rus mutfağına değil, Ukrayna’ya aittir. Yabancı birinin borscht için Rus yemeğidir demesi affedilebilir fakat Sovyetler’den birinin çıkıp da bu yemeğin Rus mutfağına ait olduğunu iddia etmesi son derece utanç vericidir.**
Bu görüşe rağmen Borscht, Sovyet mutfağına aittir. Sovyetler Birliği yıkılmış olsa da,  mutfağı ve kültürünü elle çizilmiş sınırlara hapsetmek mümkün değildir.
Borscht’un geleneksel tarifi ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye, hatta aileden aileye değişiklik göstermektedir. Çorbanın ana malzemesi pancardır. Yaygın olarak evde yapılmış et suyu, lahana, patates, soğan, havuç , dana/domuz eti ve bir parça sirke/limon ile yapılır. Ekşi krema ile servis edilir. 
Fasulye, domates veya domates salçası, kereviz, domuz sosisi, tavuk eti, pancar turşusu, turp, maydanoz, dereotu, pulbiber, karabiber gibi farklı malzemelerle de borcsht çorbası yapılabilir.
Benim ilk denediğim borcsht, Ukrayna’da yaygın olan Puzata Hata (Пузата Хата) adlı restoranlar zincirnin Lviv şubesindeydi. Orada denediğim çorbadan yola çıkarak kendi tüketim alışkanlıklarıma göre, yaptığım tarifi paylaşacağım.

Büyük bir tencere dolusu borscht çorbası için:
2 adet patates
2 adet pancar
¼ beyaz lahana
2  adet kuru soğan
Zeytinyağı
Tuz&Karabiber
Ben bir süredir et ve tavuk tüketmediğimden, vejetaryen bir tarif olacağı için tüm etoburları güzel bir et/kemik suyu yapmaya davet ediyorum. Lezzet ve şifa açısından ekstra puan alacağı kesin.

Tüm malzemeleri mini mini doğruyoruz. Soğanları biraz öldürdükten sonra patatesleri ve çorbanın suyunu 5 ile 10 dakika kadar pişiriyoruz. Ardından mini mini doğranmış pancarları ve ince ince kıyılmış lahanamızı ekliyoruz. Tencerenin alabildiği kadar suyu, tuzunu ve isteğe bağlı olarak karabiberini de ekliyor, tüm malzemeleri pişiriyoruz.


Üzeri için:
Labne, süzme yoğurt veya ekşi krema kullanabilirsiniz.
Ben süzme yoğurt ve kremayı karıştırarak kendi ekşi kremamsımı yapıyorum. Tavsiye edilir.

-->



* 2000 yılında öldürülen yazar, pek çok yabancı dile çevrilmiş “A History of Vodka” isimli kitabıyla      dünyaca tanınmaktadır.
** theguardian.com James Meek

26.6.16

Evde Soğuk Demleme Kahve

İhtiyacımız olan en önemli şey ZAMAN!
8-12 saat arası beklemeye varsan, soğuk kahve denemesine başlayabilirsin!

1/2* ölçü ince çekilmiş kahve
4 ölçü su
Kağıt kahve filtresi
Süzmek için bir kap
Demlemek için bir kap



Kahve ve suyu buzdolabında, en az 8 saat demlemeye alıyoruz. Arada, bir kaç defa karıştırabilirsiniz. Dibe çöküyor ya...

Kağıt filtre yoksa tülbent ile kahvemizi süzüyoruz. Buzlu buzlu içiyoruz!


*Daha sert olması için kahve miktarını artırın! Su veya buz ile seyreltmek mümkün, fazla olmasından korkmayın!


Not: Kuru Kahveci Mehmet Efendi'nin
Colombian filtre kahvesini kullandım.

13.6.16

Harry Lenas...



Baylan Pastaneleri'nin kurucularından, Harry Lenas bugün toprağa veriliyor. Baylan'ın hayatımızda, dilimizde, damağımızda yeri büyüktür. Yolu İstanbul'dan geçen herkesin bir Baylan ziyareti olmuştur. Özellikle Kadıköy'deki, eski halini bozmayan dükkanında yaz ya da kış farketmez, birbirinden lezzetli tatlarla mutlu olmamıza vesile olan Harry Lenas'ı her zaman hatırlayacağız...

































Erik Turşusu

Turşuyu kurmamın üzerinden neredeyse 1 ay geçti, turşu bence yenebilecek kıvamda ama bence 1 ay kadar daha beklemeli...

Tarifi gramajlarla vereceğim ve 800 gram erik kullandım. Neden? 

Şu süpermarketlerde satılan kırmızı-beyaz puantiyeli kapaklı kavanozlar var ya, hah onlardan 2 tanesini kullandım da o yüzden. 1 kg'dan yapacağınızda da sıvı miktarını artırmanız yeterli olacaktır. 

800 g sert erik
75 g kaya tuzu tuzu
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 limon 
5-10 diş sarımsak
3/4 su bardağı sirke
İçme suyu

Arzuya göre kişniş, karabiber, dereotu, kereviz yaprağı... 


- Kavanozun yarısından 1 parmak kadar fazla suya kaya tuzu, tuz ve sirkeyi koyuyor, suyun içinde iyice çözünmesini bekliyoruz. 

- Bu sırada sarımsakları ayıklayabilir, limonları yuvarlak dilimler olarak hazırlayabiliriz.

-İyice yıkanmış, sapları ayıklanmış erikleri kavanoza doldururken aralarına sarımsak ve limonları yerleştirip, turşu suyunu ağzına kadar dolduruyoruz. (Bir kaç tane karabiber, kişniş tohumu ya da taze otlardan ekleyebilirsiniz.) 

- Sıkıca kapağını kapatıp, hafifçe çalkalayıp, serin ve güneş almayan bir yerde saklıyoruz. Arada bir alt üst ederek, çalkalayarak 2 ay kadar bekliyoruz.  


Not: Turşu kuracağınız kavanozların temizliği oldukça önemlidir. Turşu, fermente olurken içinde kötü bakterilerin üremesini istemeyiz. Bu yüzden kavanozları kaynatmanızı, ardından temiz bir havluyla ya da kağıtla kurulamanızı öneriyorum. 




20.5.16

Erik Turşusu - Tarif içermez...

Tarifi 1-2 hafta sonra ekleyeceğim, denemenin sonucuna göre...

Turşu fanatiği olmayan biri olarak, erik turşusuyla tanışmamın da geç olmasını normal karşılarsınız, değil mi? Neyse, geç olsun da güç olmasın...

Bu güzel, leziz erikleri bahçeden topladım. Henüz sertken turşuyu kurmanın önemli olduğunu hatırlatırım.

Tarifi internetten yaptığım çeşitli araştırmalar neticesinde 3 reçetenin karışımından ortaya çıkardım. İlk kez denediğim tariflerin çoğunu en azından 3 reçeteyi karşılaştırıp, derleyip uyguluyorum. Ya da direk bir kaynaktan elde edildiyse, dip not olarak kaynakçayı iliştiriyorum. Basit tarifler bile olsa, kendimden bir şey katmayı, oradan buradan arak yapmamayı, mutlaka ve mutlaka tadına bakmış olmayı bu blogda prensip haline getirdim... Sabırla turşumu beklerken, elindeki eriği yumuşamadan turşu kurmak isteyen olursa, mutlulukla paylaşabilirim. Ay ne güzel, sevdiğimiz her şeyin turşusunu kuralım :)

Tarif: Erik Turşusu tarifi

13.4.16

Anneannemin Vişne Likörü

Vişne likörü bazı anneanne ya da babaanne evlerinin klasiğidir. Bayram ziyaretine gelenlerin kahvelerinin yanında mutlaka o sezonun likörü ikram edilir...

Bizde anneannem de, annem de yapar... Annemin yaptıklarına babam mutlaka müdahale eder, çaktırmadan bir küçük şişe ekstra votka ekler, biraz daha sert olur. 

Ben geçtiğimiz yaz, anneannemin göz kararı yaptığı likörün malzemelerini ölçüp, tartıp not etmiştim. Vişne zamanına daha epey vakit olsa da tarif burada dursun istedim.

Bu arada eskiden eczaneden aldıkları alkolle yaparlardı, artık votkayla yapıyoruz. 


  • 1 kg vişne
  • 1 kg şeker (biz 800 g koymayı tercih ettik)
  • 600 ml votka
  • 1200 ml su
  • 8 adet çubuk tarçın
  • 1 avuç dolusu karanfil
  • 3-4 adet muskat
  • 2 büyük boy kavanoz

+ 1 küçük şişe konyak (Anneannem bunu sonradan söylediği için, elimde yoktu, sonradan eklemeyi de ihmal ettik.)



Baharatları bir tülbente sarıyoruz, diğer tüm malzemelerle bir araya getirip, karıştırıyoruz. 1 ay boyunca güneş alan bir yerde, günde 1 defa karıştırarak bekletiyoruz. Ardından serin ve gölge bir yere alıyor, 2 ay, haftada 1 defa kavanozu çalkalayarak bekletiyoruz. 2 ayın sonunda içindeki baharat bohçasını çıkarabilirsiniz. Ben küçük kavanozlarla buzdolabına koyup, soğuk soğuk hazır bulunduruyorum. Ayrıca tanelerini tatlılara, pastalara malzemele olarak kullanıyoruz.