2.1.17

Tarte à la crème patissière

Bu leziz tarif 3 aşamadan oluşuyor. Öncelikle tart hamurunu hazırlayacağız. Hamurun en az 30 dakika, buzdolabında dinlenmesi gerekiyor. Ardından pastacı kremasını hazırlayacağız. En son da üzerine koyacağımız meyveleri dilimleyip, hafifçe karamelize edeceğiz.

Tart 

250 g un
150 g tereyağı
100 g şeker
2 yumurta sarısı
1 tutam tuz
Vanilya özütü 

Tereyağını küçük küpler halinde dilimliyoruz. Unla birlikte kum gibi olana kadar yoğuruyoruz. Ardından şekeri ekleyip, yoğurmaya devam ediyoruz. En son yumurta sarılarını,  1 tutam tuzu ve vanilyayı ekliyoruz. Hamur birbirine tutunana kadar yoğuruyoruz. 

İhtiyaca göre 1 yemek kaşığı kadar su ve/veya bir miktar unla hamurun kıvamını toparlamak mümkün. 

Bir araya gelen hamuru, top yapıp, streç filme sarıp, buzdolabında 30-40 dakika dinlendiriyoruz. Vaktiniz yoksa 1 gün kadar da kalabilir. Ancak dolaptan çıktığında, hamur ekstra sert olacağı için bir süre yumuşamasını için dışarıda dinlendirmeniz gerekebilir. 

Unladığımız tezgahımızda, merdane yardımıyla hamuru tart kalıbımızın genişliği kadar açıyoruz. 1 cm'den daha ince bir hamur elde etmemiz gerekiyor. Hamuru kalıba yerleştiriyoruz. Kenarlarını kalıpla eşit boyda olacak şekilde, iyice yerleştiriyoruz. 

Hamura çatalla delikler açıp, üzerine, ağırlık yapması ve kabarmaması için bir avuç kadar çiğ bakliyat (nohut, fasulye vs..) koyuyoruz. 

180 C'de ısıtılmış fırında 30-40 dakika kadar pişiriyoruz.

Pastacı Kreması

300 ml süt
3 yumurta sarısı
50 g toz şeker
20 g un
20 g mısır/buğday nişastası
Vanilya


Şeker ve yumurtayı iyicene çırpıyoruz. 
Unu ve nişastayı eleyerek, karışıma ekleyip, güzelcene çırpıyoruz. 

Sütü hafif ısıtıyoruz. Kaynamamasına dikkat etmeli! Kaynarsa, soğumasını beklemeliyiz.
Ilınmış sütü, çok yavaş bir şekilde, karışıma ekliyoruz. Yumurtların pişip, kesik kesik olmaması için, ayrı bir kapta sütle karışımı yavaş yavaş aynı ısıya getirmenizi öneririm. 

Süt, karışımla kesilmeden bir araya gelince, vanilya ekliyoruz. Bir tencereye alıp, sürekli çırparak, kısık-orta ateşte kıvam alıp, hafiften fokurdayana kadar pişiriyoruz. Ateşten alıp, soğutuyoruz. 

Öneriler: 
- Yumurta kesilirse, süzgeçten geçirerek kurtarabilirsiniz. Daha da pürüzsüz bir kıvam için her şekilde süzgeçten geçirin! 
- Krema soğuduktan sonra üzerini kapatırken, streç filmin kremayla temas etmesini sağlarsanız, krema üzerinde kabuklaşma oluşmaz. 
- 2-3 gün buzdolabında saklayabilirsiniz. 


Karamelize Meyve

Ben bu tarifte ananas ve elma kullandım. 3 elma, 1 ananas! (Ananas, beyimin arzusuyla eklenmiştir.) 
Ananas yerine 2 elma daha ekleyebilirsiniz. 

Meyveleri, elma dilim dediğimiz şekilde güzel güzel dilimliyoruz. Öncelikler elmaları pişirmeye başlıyoruz. Bir tavada elmaların üzerine, 3 yemek kaşığı kadar toz şeker, 1 yemek kaşığı kadar da teryağı ekliyoruz. Biraz tarçın, karanfil ve arzu ettiğiniz aromatik baharatlarla lezzetlendirip, hafif karamelize oluncaya kadar pişiriyoruz. Bu süreçte ananasları ekleyebilir ya da ananasları ayrı pişirebilirsiniz. 


Öneriler:

- Şeker miktarını damak tadınıza göre artırabilir veya azaltabilirsiniz. 
- Çiğden koymak istediğinz meyvelerin kararmaması için marketlerde satılan toz jelatinları kullanabilirsiniz. Tarifini paketin arkasında bulabilirsiniz. 




Her şey hazırsa, kalıptan çıkardığımı tarta, kremayı güzelcene döküp, eşit bir şekilde yaydıktan sonra meyveleri arzu ettiğiniz şekilde dizin. Voilà!

20.12.16

Muzlu, Yerfıstığı Ezmeli Chia Tohumu Pudingi

İlk denememin tarifini de burada paylaşmıştım, sanırım sade halini pek sevmediğimden içimden yemek de gelmemişti. Tat yoğunluğunun odağını değiştirip, dilde daha baskın izler bırakabilecek malzemelere yoğunlaştım. Muz, bal, şekersiz fıstık ezmesi ile istediğim sonuca ulaştım.


Süt 400 ml
Muz 1 adet (orta boy)
Bal 50 g
Şekersiz fıstık ezmesi 1,5 yemek kaşığı
Chia tohumu 70 g 


Muzu, sütle birlikte blenderla, muzlu süt yaparcasına eziyoruz. İçine bal ve fıstık ezmesi ekleyip, iyice karışmasını için blenderla 15-20 saniye kadar daha devam ediyoruz. En son chia tohumlarını ekliyoruz. 10-15 dakika kadar arada karşıtırarak bekliyoruz. Sonra kaplara alıp, dolapta 1 gece kadar bekletiyoruz. 


Öneriler:

- İnek sütü yerine soya, badem, fındık vs gibi alternatifleri kullanabilirsiniz. 
- Bal oranının şeker arzunuza göre artırıp, azaltabilirsiniz.
- İçine tarçın ekleyebilirsiniz.






17.11.16

Kinoa Köftesi

300 g. haşlanmış kinoa
4 yumurta
1 çay kaşığı tuz
50-70 g galeta unu
Bir avuç maydanoz
3 arpacık soğanı veya ½  soğan
2 diş sarımsak
2 ince rendelenmiş havuç
½ çay bardağı zeytinyağı
½ çay bardağı su (gerektiğinde kullanılmak üzere)

Yıkayıp, süzdüğümüz kinoaları, üzerini geçecek kadar suyla haşlıyoruz.  Soğumaya bırakıyoruz.
Havuçları rendenin ince kısmıyla rendeliyoruz.
Maydanozu ince ince kıyıyoruz.
Soğan ve sarımsakları dişe gelmeyecek kadar küçük doğruyoruz. (Rende, robot kullanılabilir.)
4 yumurtayı çırpıyoruz.


Tüm malzemelerimizi bir araya getirip, iyicene karıştırıyoruz. Dilerseniz içine karabiber, köri de ekleyebilirsiniz.
İyice harmanlandıktan sonra, köfte şeklini alıp almadığını kontrol edip, ihtiyacına göre, azar azar su ilave ediyoruz.
Şekil verirken, tavaya koyarken normal köfteye göre biraz daha nazik davranmak gerekebilir.
Tavamıza zeytinyağını ekliyoruz, kızınca, köftelerimizin her iki tarafını da kızarana kadar pişiriyoruz.
 

Ballı hardal ve süzme yoğurtla servis edebilirsiniz.

14.11.16

Borsch, Borscht ya da Borş Çorbası

Bazı yemekler vardır, tek bir ülkeye ait olması imkansızdır. Yemek kültürünü, harita üzerinde çizilmiş çizgilerle ayırıp,  sınırlara sıkıştırırsak ve tüm o çizgiler, politik saçmalıklar günün birinde değişirse ne olur?
Pek çok şey değişiyor; kavramlar, sınırlar, taraflar... Buna rağmen her akşam kurulan ya da her pazar günü oturulan sofradan kaldırabileceğimiz bir yemeğimiz yok.
Borscht, bir coğrafyanın pek çok farklı sofrasına ait lezzetli mi lezzetli, daha da önemlisi, insanın içini şevkatle ısıtan, kültürel öneme sahip bir çorbadır.
Tüm dünyada, genel olarak bu çorbanın Rus mutfağına ait olduğuna dair bir algı olsa da, Rus yemek yazarı ve tarihçisi Vilyam Pokhlebkin’e* göre borscht,  kesinlikle Rus mutfağına değil, Ukrayna’ya aittir. Yabancı birinin borscht için Rus yemeğidir demesi affedilebilir fakat Sovyetler’den birinin çıkıp da bu yemeğin Rus mutfağına ait olduğunu iddia etmesi son derece utanç vericidir.**
Bu görüşe rağmen Borscht, Sovyet mutfağına aittir. Sovyetler Birliği yıkılmış olsa da,  mutfağı ve kültürünü elle çizilmiş sınırlara hapsetmek mümkün değildir.
Borscht’un geleneksel tarifi ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye, hatta aileden aileye değişiklik göstermektedir. Çorbanın ana malzemesi pancardır. Yaygın olarak evde yapılmış et suyu, lahana, patates, soğan, havuç , dana/domuz eti ve bir parça sirke/limon ile yapılır. Ekşi krema ile servis edilir. 
Fasulye, domates veya domates salçası, kereviz, domuz sosisi, tavuk eti, pancar turşusu, turp, maydanoz, dereotu, pulbiber, karabiber gibi farklı malzemelerle de borcsht çorbası yapılabilir.
Benim ilk denediğim borcsht, Ukrayna’da yaygın olan Puzata Hata (Пузата Хата) adlı restoranlar zincirnin Lviv şubesindeydi. Orada denediğim çorbadan yola çıkarak kendi tüketim alışkanlıklarıma göre, yaptığım tarifi paylaşacağım.

Büyük bir tencere dolusu borscht çorbası için:
2 adet patates
2 adet pancar
¼ beyaz lahana
2  adet kuru soğan
Zeytinyağı
Tuz&Karabiber
Ben bir süredir et ve tavuk tüketmediğimden, vejetaryen bir tarif olacağı için tüm etoburları güzel bir et/kemik suyu yapmaya davet ediyorum. Lezzet ve şifa açısından ekstra puan alacağı kesin.

Tüm malzemeleri mini mini doğruyoruz. Soğanları biraz öldürdükten sonra patatesleri ve çorbanın suyunu 5 ile 10 dakika kadar pişiriyoruz. Ardından mini mini doğranmış pancarları ve ince ince kıyılmış lahanamızı ekliyoruz. Tencerenin alabildiği kadar suyu, tuzunu ve isteğe bağlı olarak karabiberini de ekliyor, tüm malzemeleri pişiriyoruz.


Üzeri için:
Labne, süzme yoğurt veya ekşi krema kullanabilirsiniz.
Ben süzme yoğurt ve kremayı karıştırarak kendi ekşi kremamsımı yapıyorum. Tavsiye edilir.

-->



* 2000 yılında öldürülen yazar, pek çok yabancı dile çevrilmiş “A History of Vodka” isimli kitabıyla      dünyaca tanınmaktadır.
** theguardian.com James Meek

26.6.16

Evde Soğuk Demleme Kahve

İhtiyacımız olan en önemli şey ZAMAN!
8-12 saat arası beklemeye varsan, soğuk kahve denemesine başlayabilirsin!

1/2* ölçü ince çekilmiş kahve
4 ölçü su
Kağıt kahve filtresi
Süzmek için bir kap
Demlemek için bir kap



Kahve ve suyu buzdolabında, en az 8 saat demlemeye alıyoruz. Arada, bir kaç defa karıştırabilirsiniz. Dibe çöküyor ya...

Kağıt filtre yoksa tülbent ile kahvemizi süzüyoruz. Buzlu buzlu içiyoruz!


*Daha sert olması için kahve miktarını artırın! Su veya buz ile seyreltmek mümkün, fazla olmasından korkmayın!


Not: Kuru Kahveci Mehmet Efendi'nin
Colombian filtre kahvesini kullandım.

13.6.16

Harry Lenas...



Baylan Pastaneleri'nin kurucularından, Harry Lenas bugün toprağa veriliyor. Baylan'ın hayatımızda, dilimizde, damağımızda yeri büyüktür. Yolu İstanbul'dan geçen herkesin bir Baylan ziyareti olmuştur. Özellikle Kadıköy'deki, eski halini bozmayan dükkanında yaz ya da kış farketmez, birbirinden lezzetli tatlarla mutlu olmamıza vesile olan Harry Lenas'ı her zaman hatırlayacağız...

































Erik Turşusu

Turşuyu kurmamın üzerinden neredeyse 1 ay geçti, turşu bence yenebilecek kıvamda ama bence 1 ay kadar daha beklemeli...

Tarifi gramajlarla vereceğim ve 800 gram erik kullandım. Neden? 

Şu süpermarketlerde satılan kırmızı-beyaz puantiyeli kapaklı kavanozlar var ya, hah onlardan 2 tanesini kullandım da o yüzden. 1 kg'dan yapacağınızda da sıvı miktarını artırmanız yeterli olacaktır. 

800 g sert erik
75 g kaya tuzu tuzu
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 limon 
5-10 diş sarımsak
3/4 su bardağı sirke
İçme suyu

Arzuya göre kişniş, karabiber, dereotu, kereviz yaprağı... 


- Kavanozun yarısından 1 parmak kadar fazla suya kaya tuzu, tuz ve sirkeyi koyuyor, suyun içinde iyice çözünmesini bekliyoruz. 

- Bu sırada sarımsakları ayıklayabilir, limonları yuvarlak dilimler olarak hazırlayabiliriz.

-İyice yıkanmış, sapları ayıklanmış erikleri kavanoza doldururken aralarına sarımsak ve limonları yerleştirip, turşu suyunu ağzına kadar dolduruyoruz. (Bir kaç tane karabiber, kişniş tohumu ya da taze otlardan ekleyebilirsiniz.) 

- Sıkıca kapağını kapatıp, hafifçe çalkalayıp, serin ve güneş almayan bir yerde saklıyoruz. Arada bir alt üst ederek, çalkalayarak 2 ay kadar bekliyoruz.  


Not: Turşu kuracağınız kavanozların temizliği oldukça önemlidir. Turşu, fermente olurken içinde kötü bakterilerin üremesini istemeyiz. Bu yüzden kavanozları kaynatmanızı, ardından temiz bir havluyla ya da kağıtla kurulamanızı öneriyorum. 




20.5.16

Erik Turşusu - Tarif içermez...

Tarifi 1-2 hafta sonra ekleyeceğim, denemenin sonucuna göre...

Turşu fanatiği olmayan biri olarak, erik turşusuyla tanışmamın da geç olmasını normal karşılarsınız, değil mi? Neyse, geç olsun da güç olmasın...

Bu güzel, leziz erikleri bahçeden topladım. Henüz sertken turşuyu kurmanın önemli olduğunu hatırlatırım.

Tarifi internetten yaptığım çeşitli araştırmalar neticesinde 3 reçetenin karışımından ortaya çıkardım. İlk kez denediğim tariflerin çoğunu en azından 3 reçeteyi karşılaştırıp, derleyip uyguluyorum. Ya da direk bir kaynaktan elde edildiyse, dip not olarak kaynakçayı iliştiriyorum. Basit tarifler bile olsa, kendimden bir şey katmayı, oradan buradan arak yapmamayı, mutlaka ve mutlaka tadına bakmış olmayı bu blogda prensip haline getirdim... Sabırla turşumu beklerken, elindeki eriği yumuşamadan turşu kurmak isteyen olursa, mutlulukla paylaşabilirim. Ay ne güzel, sevdiğimiz her şeyin turşusunu kuralım :)

Tarif: Erik Turşusu tarifi

13.4.16

Anneannemin Vişne Likörü

Vişne likörü bazı anneanne ya da babaanne evlerinin klasiğidir. Bayram ziyaretine gelenlerin kahvelerinin yanında mutlaka o sezonun likörü ikram edilir...

Bizde anneannem de, annem de yapar... Annemin yaptıklarına babam mutlaka müdahale eder, çaktırmadan bir küçük şişe ekstra votka ekler, biraz daha sert olur. 

Ben geçtiğimiz yaz, anneannemin göz kararı yaptığı likörün malzemelerini ölçüp, tartıp not etmiştim. Vişne zamanına daha epey vakit olsa da tarif burada dursun istedim.

Bu arada eskiden eczaneden aldıkları alkolle yaparlardı, artık votkayla yapıyoruz. 


  • 1 kg vişne
  • 1 kg şeker (biz 800 g koymayı tercih ettik)
  • 600 ml votka
  • 1200 ml su
  • 8 adet çubuk tarçın
  • 1 avuç dolusu karanfil
  • 3-4 adet muskat
  • 2 büyük boy kavanoz

+ 1 küçük şişe konyak (Anneannem bunu sonradan söylediği için, elimde yoktu, sonradan eklemeyi de ihmal ettik.)



Baharatları bir tülbente sarıyoruz, diğer tüm malzemelerle bir araya getirip, karıştırıyoruz. 1 ay boyunca güneş alan bir yerde, günde 1 defa karıştırarak bekletiyoruz. Ardından serin ve gölge bir yere alıyor, 2 ay, haftada 1 defa kavanozu çalkalayarak bekletiyoruz. 2 ayın sonunda içindeki baharat bohçasını çıkarabilirsiniz. Ben küçük kavanozlarla buzdolabına koyup, soğuk soğuk hazır bulunduruyorum. Ayrıca tanelerini tatlılara, pastalara malzemele olarak kullanıyoruz. 


24.3.16

Chia Tohumu Pudingi / Raw

Antik besinlerin moda olduğu ve bir şekilde benim de bu akıma dahil olduğumu farketmişsinizdir. Eskiye dönüş ekonomik bir girişim sonucunda mı ortaya çıkıyor yoksa hepimizin korktuğu hibrit ve ötesi GDO'lu tohumlardan kaçısın bir alternatifi mi? Yoksa farkına varmadan kaçmak yerine bu oyuna mı çekiliyoruz, bilmiyorum... İçinize kurt düşürmek gibi bir niyetim yok, sadece sorgulamak ve aslında iyi niyetimden...

Latince adı "salvia hispanica" olan chia, nane familyasından "lamiaceae" bitkisinin çiçeklerinden elde ediliyor. Aztekler zamanında yetiştirilen bu bitki bugün ise, doğal olarak Mexica ve Guatemala bölgesinde yetişiyor.

Chia tohumları omega-3 yağ asitleri yönünden oldukça zengindir. Her bir chia tohumu kendi ağırlığının 12 katı kadar sıvıyı çekme özelliğine sahiptir. Suyu absorbe etme sürecinde yapışkanımsı bir malzeme salgılar bunun sonucunda sıvılarda jelimsi bir yapı oluşur. Ayrıca 100 gram chia tohumu B vitamini, kalsiyum, demir, magnezyum ve fosfor günlük ihtiyacın bir kısmını karşılıyor.

Özellikle veganların ve raw beslenenlerin tercih ettiği besinlerden biri olan chia tohumu herhangi bir tada sahip değil, incir çekirdeği gibi bir hissiyat yaratıyor, ben henüz çiğneyemediğim için farkedilir, güçlü bir tadı varsa da alamadım. Bu özelliği sayesinde her türlü gıdaya eklenebiliyor. Salatalara, çorbalara, ekmeklere, yoğurda, müslilere... Yine veganlar yumurta yerine kullanabiliyor. Bence en muhteşem özelliği pişirmeden, uğraşmadan, sadece 1 gece yada bir kaç saat bekleterek puding yapılabilmesi.

Bu arada ayva çekirdeğinin de sıvıda bekletildiğinde jelimsi bir salgıyla suyu yoğunlaştırdığını da hatırlatmak isterim.

Vanilyalı, Ballı Chia Tohumu Pudingi




  • 86 g chia tohumu 
  • 400 ml süt (badem-soya-fındık sütü de olabilir)
  • 50-55 g bal
  • 1 adet vanilya çubuğundan çıkarılmış çekirdekler (ya da 1 tatlı kaşığı kadar vanilya özütü) 

Sütü oda sıcaklığına getiriyoruz ya da hafif ılınması için ısıtıyoruz. 

Balı ekliyoruz. Erimesi ve homojen bir şekilde dağılması için karıştırıyoruz. 

Vanilyayı ekleyip, karıştırıyoruz. 

En son chia tohumlarını ekliyoruz. Ben çırpıcı ile güzelcene karıştırdım. Jelimsi doku ortaya çıktıkça tohumlar birbirine tutunmaya başladığından bir süre hazırladığım kapta bekletip, arada karıştırdım. 15 dakika bekletip, karıştırırsanız da yeterli olabilir. Sonra 4 porsiyon çıkması için kaplara eşit miktarda döktüm. Buzdolabında gece boyunca kıvama geldiler. 

Üzerine çiğ ya da kurutulmuş meyveler, tarçın gibi baharatlar ya da dondurma ekleyebilirsiniz.  


7.3.16

Evde Gerçek Çikolata Yapıyorum! Aztekler’e ve Tüylü Yılan’a selam olsun!

Quetzalcoatl - Wikipedia'dan alınmıştır. 
Hayatımıza bu acı çekirdekleri sokan tüm Mezoamerika medeniyetlerine ve diğer tanrılarına da...

Her ne kadar kakao bitkisi yağmur ormanlarında yetişse de Tüylü Yılan yani Quetzalcoatl dedikleri bilgelik ve rüzgarın tanrısı tarafından ahaliye hediye edildiğine inanılmış.

Tanrı’nın yiyeceği olan  bu çekirdekler çeşitli işlemlerden geçerek baharatlarla, acı biberle veya balla tatlandırılarak bugün tükettiğimiz tatlı tadın tam tersine acı bir içecek olarak tüketilmiş.
Aztek ekonomisinde önemli bir yeri olan çekirdekler takas aracı olarak kullanılmış. Godiva’nın web sitesinde yazdığına göre:

4 çekirdek = 1 balkabağı
10 çekirdek = 1 tavşan veya 1 gecelik kadın

Gerçek çikolata! 
16. yüzyılda Avrupa’ya ulaşarak, içine şeker katılarak tüketilmeye başlanmış. Sanayi Devrimi’nin başlarında, 1815’te, Hollandalı kimyager Cenraad van Houten çikolatanın acılığını azaltacak bir keşifte bulunmuş. Bir kaç yıl sonrasında kakao yağının çıkmasını sağlayacak bir cihaz yapıyor böylece çikolata üretimi daha kolay ve ucuz hale geliyor. 1847’de ise Joseph Fry, eritilmiş kakao yağını kakaoya ekleyerek kalıp çikolata yapıyor. Henri Nestle tarafından geliştirilmiş süt tozu, Daniel Peter tarafından çikolataya eklenince, 1875 yılında sütlü çikolata icat ediliyor. 1879 yılına geldiğimizde Rudolphe Lindt çikolataya tat ve kıvamını geliştirerek çikolataya sınıf atlatıyor.

Çikolatanın Avrupa’ya gelişinden kısa bir süre sonra bu binlerce yıllık kutsal bitki bugün kabul gören formuna geliyor ve bugün dünya ekonomisine milyarlarca dolarlık katkı sağlıyor.

Aztekler’in tükettiği çikolata ile bizim bugün paketinden çıkarıp yediğimiz çikolatanın aynı şey olmadığının farkına varmışsınızdır. Evet, çikolata içindeki dev miktardaki şekerle inanılmaz tatlı bir şey. Ama tükettiğimiz şey gerçekten çikolata mı? Etiketi bir okusanıza, ne yiyorsunuz?

Şimdi bana “çikolatayı da mı evde yapalım” diyenler olacak. 

Evet, yapabiliyormuşuz. Kuvertürle yaptığımızdan bahsetmiyorum, onu da yapıyorum ama bu sefer gerçekten “gerçek” çikolata yapmayı denedim ve bu inanılmaz yoğun bitter tada sahip tarifi paylaşacağım. İlk denemem, çok acı ve ilginç bir kıvamı var! Acayip bir şey oldu! Heyecan verici!
Cocoa Nibs / Kakao Parçacıkları

Malzemeler:

100 g  işlem görmemiş kakao parçaları (Cocoa )
2 yemek kaşığı (tblsp) toz şeker
4 yemek kaşığı (tblsp)kakao yağı
Mermer havan

Malzemeleri büyük aktarlarda, organik/vegan gıda satan dükkanlarda bulmanız mümkün. Kakao parçacıklarını Bağdat Caddesi’ndeki bir aktardan, yağını ise Bodrum’daki bir aktardan almıştım. Şeker evde vardı. :)


Kakao yağı eklenmiş hali...
  • Fırını 200 derecede ısıtıyoruz.
  • Kakao parçalarını 10-15 dakikada bir çevirerek yaklaşık 30 dakika kadar kavuruyoruz. Fırını kapatıyoruz.
  • Kakao parçaları soğurken, mermer havanı ısınması için fırına koyuyoruz.
  • 10-15 dakika sonra kakao parçacıklarını havanda iyicene eziyoruz, 15 dakika kadar... (Daral geldiyse mutfak robotundan yardım alın.)
  • Şekeri ekliyoruz. Havanda macunumsu kıvama gelene kadar dövüyoruz. Yine geldilerse robotta devam...
  • Ve kakao yağını ekliyoruz, erimiyorsa içi hala ılık olan fırında bir kaç dakika beklesin sonra iyice karıştırıyoruz. Kalıplara dökülebilecek kadar sıvı bir kıvama gelmesi lazım.
  • Pütürler fazlaysa robottan yardım alabilirsiniz.
  • İstenilen kıvama gelince kalıplara döküp, 30-40 dakika soğumasını bekliyoruz.



6.1.16

Bir Tiramisu tarifi! Carminantonio Amca'ya saygılar!

"İtalyanların en ünlü tatlısı nedir?" desem, şüphesiz herkes "tiramisu" diye cevap verecektir.

Peki, ilk tiramisunun 24 Aralık 1969 tarihinde ortaya çıktığını söylesem... Evet, Carminantonio Iannaccone, iddiasına göre tiramisunun mucidi! Kaynaklar daha erken dönemlerde, farklı isimler tarafından bu tatlının ortaya çıkmış olabileceğine işaret ediyor olsa da, göz ucuyla baktığımda, bu dünyaca ünlü tatlının Carminantonio Iannaccone'ye ait olduğunu söylemek mümkün. Diğer iddialardan biri ise 17. yüzyılda, Toskana Dükü III. Cosimo de Medici onuruna yapıldığıdır. Diğeriyse, 19. yüzyılın ortalarında İtalya'nın ilk başbakanı Camillo Cavour tarafından yaptırıldığıdır... Ancak içinde taze peynir ve çip yumurta barındıran bu tarifin buzdolabında muhafaza edilmesi gerektiği, bu yüzden tiramisu tarifinin çok da eski zamanlarda ortaya çıkmış olmasının mümkün olmadığı söyleniyor. 

Başarılı bir pastacı olan Iannaconne, 1993 ya da 1995'te Amerika'ya göçüyor, 2002 yılındaysa Baltimore'da "Piedigrotta Bakery"i açıyor ve bu dükkan halen hizmet vermekte. Yolu düşen bir uğrarsa, bana da oradan bir el sallayın :)

Çok komik değil mi? Reçetenin sahibi hayatta ama Türkiye'de pek çok teyze kendi yaptığı tiramisunun en doğrusu olduğunu iddia ediyor, üstelik başkalarının yaptıklarını beğenmiyor... Biz bu tarifler arasında boğulurken, bizi bu keyifli tatlıyla buluşturan Carminantonio Amca, hiç bu meselelerle uğraşmıyor ve gayet mütevazi bir tavırla "...sonuçta telefonu icat etmedim ya!" diyor...

Ne yazık ki ben de kendi bildiğim tarifi paylaşıyorum... Carmiantonio'nun tarifi için hadi Baltimore'a... 

Çok porsiyonlu tiramisu:

6 yumurta sarısı
4 yumurta beyazı
100 gram şeker
450 gram mascarpone peyniri
2-3 yemek kaşığı Amaretto (acıbadem likörü)
400 gram kedi dili
2 fincan soğutulmuş sert espresso-filtre kahve yoksa granül kahve 
Kakao

  • Kahveyi yapıyoruz, soğutuyoruz. Likörü ekliyoruz. 
  • İlk olarak 4 yumurta beyazını ayrı bir kaba, 6 yumurta sarısını ayrı bir kaba ayırıyoruz. 
  • Yumurta sarılarını şekerle, iyice çırpıyoruz. Bu karışıma mascarpone peynirini ekliyoruz. Güzelce karıştırıyoruz. 
  • Yumurta beyazını köpük olana kadar çırpıyoruz. Tavsiyem bir makina yardımı almanız. Yoksa elle çırparak da yapılabilir... 
  • Köpük haline gelmiş yumurta beyazını, yavaşça diğer yumurta karışımına ekliyoruz, usulca bir spatula yardımıyla birbirine yediriyoruz. 
  • Kedi dili bisküvilerini kahve karşımına 1-2 saniye kadar batırıp, tiramisuyu yapacağımız kabımıza diziyoruz. Bir sıra kedi dilini dizdikten sonra, kremamızın bir kısmını, bisküvilerin üzerine homojen bir şekilde döküyoruz. İşlemi tekrarlıyoruz.
  • Üzerini kapatıp, buzdolabında mümkünse 1 gece dinlendiriyoruz. 
  • Servis öncesinde, üzerine kakao serpiyoruz.

* Bu tarif için büyük boy borcam kullandım. Daha az miktarda denemek için tarifteki miktarların yarısını kullanabilirsiniz.