17.11.16

Kinoa Köftesi

300 g. haşlanmış kinoa
4 yumurta
1 çay kaşığı tuz
50-70 g galeta unu
Bir avuç maydanoz
3 arpacık soğanı veya ½  soğan
2 diş sarımsak
2 ince rendelenmiş havuç
½ çay bardağı zeytinyağı
½ çay bardağı su (gerektiğinde kullanılmak üzere)

Yıkayıp, süzdüğümüz kinoaları, üzerini geçecek kadar suyla haşlıyoruz.  Soğumaya bırakıyoruz.
Havuçları rendenin ince kısmıyla rendeliyoruz.
Maydanozu ince ince kıyıyoruz.
Soğan ve sarımsakları dişe gelmeyecek kadar küçük doğruyoruz. (Rende, robot kullanılabilir.)
4 yumurtayı çırpıyoruz.


Tüm malzemelerimizi bir araya getirip, iyicene karıştırıyoruz. Dilerseniz içine karabiber, köri de ekleyebilirsiniz.
İyice harmanlandıktan sonra, köfte şeklini alıp almadığını kontrol edip, ihtiyacına göre, azar azar su ilave ediyoruz.
Şekil verirken, tavaya koyarken normal köfteye göre biraz daha nazik davranmak gerekebilir.
Tavamıza zeytinyağını ekliyoruz, kızınca, köftelerimizin her iki tarafını da kızarana kadar pişiriyoruz.
 

Ballı hardal ve süzme yoğurtla servis edebilirsiniz.

14.11.16

Borsch, Borscht ya da Borş Çorbası

Bazı yemekler vardır, tek bir ülkeye ait olması imkansızdır. Yemek kültürünü, harita üzerinde çizilmiş çizgilerle ayırıp,  sınırlara sıkıştırırsak ve tüm o çizgiler, politik saçmalıklar günün birinde değişirse ne olur?
Pek çok şey değişiyor; kavramlar, sınırlar, taraflar... Buna rağmen her akşam kurulan ya da her pazar günü oturulan sofradan kaldırabileceğimiz bir yemeğimiz yok.
Borscht, bir coğrafyanın pek çok farklı sofrasına ait lezzetli mi lezzetli, daha da önemlisi, insanın içini şevkatle ısıtan, kültürel öneme sahip bir çorbadır.
Tüm dünyada, genel olarak bu çorbanın Rus mutfağına ait olduğuna dair bir algı olsa da, Rus yemek yazarı ve tarihçisi Vilyam Pokhlebkin’e* göre borscht,  kesinlikle Rus mutfağına değil, Ukrayna’ya aittir. Yabancı birinin borscht için Rus yemeğidir demesi affedilebilir fakat Sovyetler’den birinin çıkıp da bu yemeğin Rus mutfağına ait olduğunu iddia etmesi son derece utanç vericidir.**
Bu görüşe rağmen Borscht, Sovyet mutfağına aittir. Sovyetler Birliği yıkılmış olsa da,  mutfağı ve kültürünü elle çizilmiş sınırlara hapsetmek mümkün değildir.
Borscht’un geleneksel tarifi ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye, hatta aileden aileye değişiklik göstermektedir. Çorbanın ana malzemesi pancardır. Yaygın olarak evde yapılmış et suyu, lahana, patates, soğan, havuç , dana/domuz eti ve bir parça sirke/limon ile yapılır. Ekşi krema ile servis edilir. 
Fasulye, domates veya domates salçası, kereviz, domuz sosisi, tavuk eti, pancar turşusu, turp, maydanoz, dereotu, pulbiber, karabiber gibi farklı malzemelerle de borcsht çorbası yapılabilir.
Benim ilk denediğim borcsht, Ukrayna’da yaygın olan Puzata Hata (Пузата Хата) adlı restoranlar zincirnin Lviv şubesindeydi. Orada denediğim çorbadan yola çıkarak kendi tüketim alışkanlıklarıma göre, yaptığım tarifi paylaşacağım.

Büyük bir tencere dolusu borscht çorbası için:
2 adet patates
2 adet pancar
¼ beyaz lahana
2  adet kuru soğan
Zeytinyağı
Tuz&Karabiber
Ben bir süredir et ve tavuk tüketmediğimden, vejetaryen bir tarif olacağı için tüm etoburları güzel bir et/kemik suyu yapmaya davet ediyorum. Lezzet ve şifa açısından ekstra puan alacağı kesin.

Tüm malzemeleri mini mini doğruyoruz. Soğanları biraz öldürdükten sonra patatesleri ve çorbanın suyunu 5 ile 10 dakika kadar pişiriyoruz. Ardından mini mini doğranmış pancarları ve ince ince kıyılmış lahanamızı ekliyoruz. Tencerenin alabildiği kadar suyu, tuzunu ve isteğe bağlı olarak karabiberini de ekliyor, tüm malzemeleri pişiriyoruz.


Üzeri için:
Labne, süzme yoğurt veya ekşi krema kullanabilirsiniz.
Ben süzme yoğurt ve kremayı karıştırarak kendi ekşi kremamsımı yapıyorum. Tavsiye edilir.

-->



* 2000 yılında öldürülen yazar, pek çok yabancı dile çevrilmiş “A History of Vodka” isimli kitabıyla      dünyaca tanınmaktadır.
** theguardian.com James Meek

26.6.16

Evde Soğuk Demleme Kahve

İhtiyacımız olan en önemli şey ZAMAN!
8-12 saat arası beklemeye varsan, soğuk kahve denemesine başlayabilirsin!

1/2* ölçü ince çekilmiş kahve
4 ölçü su
Kağıt kahve filtresi
Süzmek için bir kap
Demlemek için bir kap



Kahve ve suyu buzdolabında, en az 8 saat demlemeye alıyoruz. Arada, bir kaç defa karıştırabilirsiniz. Dibe çöküyor ya...

Kağıt filtre yoksa tülbent ile kahvemizi süzüyoruz. Buzlu buzlu içiyoruz!


*Daha sert olması için kahve miktarını artırın! Su veya buz ile seyreltmek mümkün, fazla olmasından korkmayın!


Not: Kuru Kahveci Mehmet Efendi'nin
Colombian filtre kahvesini kullandım.

13.6.16

Harry Lenas...



Baylan Pastaneleri'nin kurucularından, Harry Lenas bugün toprağa veriliyor. Baylan'ın hayatımızda, dilimizde, damağımızda yeri büyüktür. Yolu İstanbul'dan geçen herkesin bir Baylan ziyareti olmuştur. Özellikle Kadıköy'deki, eski halini bozmayan dükkanında yaz ya da kış farketmez, birbirinden lezzetli tatlarla mutlu olmamıza vesile olan Harry Lenas'ı her zaman hatırlayacağız...

































Erik Turşusu

Turşuyu kurmamın üzerinden neredeyse 1 ay geçti, turşu bence yenebilecek kıvamda ama bence 1 ay kadar daha beklemeli...

Tarifi gramajlarla vereceğim ve 800 gram erik kullandım. Neden? 

Şu süpermarketlerde satılan kırmızı-beyaz puantiyeli kapaklı kavanozlar var ya, hah onlardan 2 tanesini kullandım da o yüzden. 1 kg'dan yapacağınızda da sıvı miktarını artırmanız yeterli olacaktır. 

800 g sert erik
75 g kaya tuzu tuzu
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 limon 
5-10 diş sarımsak
3/4 su bardağı sirke
İçme suyu

Arzuya göre kişniş, karabiber, dereotu, kereviz yaprağı... 


- Kavanozun yarısından 1 parmak kadar fazla suya kaya tuzu, tuz ve sirkeyi koyuyor, suyun içinde iyice çözünmesini bekliyoruz. 

- Bu sırada sarımsakları ayıklayabilir, limonları yuvarlak dilimler olarak hazırlayabiliriz.

-İyice yıkanmış, sapları ayıklanmış erikleri kavanoza doldururken aralarına sarımsak ve limonları yerleştirip, turşu suyunu ağzına kadar dolduruyoruz. (Bir kaç tane karabiber, kişniş tohumu ya da taze otlardan ekleyebilirsiniz.) 

- Sıkıca kapağını kapatıp, hafifçe çalkalayıp, serin ve güneş almayan bir yerde saklıyoruz. Arada bir alt üst ederek, çalkalayarak 2 ay kadar bekliyoruz.  


Not: Turşu kuracağınız kavanozların temizliği oldukça önemlidir. Turşu, fermente olurken içinde kötü bakterilerin üremesini istemeyiz. Bu yüzden kavanozları kaynatmanızı, ardından temiz bir havluyla ya da kağıtla kurulamanızı öneriyorum. 




20.5.16

Erik Turşusu - Tarif içermez...

Tarifi 1-2 hafta sonra ekleyeceğim, denemenin sonucuna göre...

Turşu fanatiği olmayan biri olarak, erik turşusuyla tanışmamın da geç olmasını normal karşılarsınız, değil mi? Neyse, geç olsun da güç olmasın...

Bu güzel, leziz erikleri bahçeden topladım. Henüz sertken turşuyu kurmanın önemli olduğunu hatırlatırım.

Tarifi internetten yaptığım çeşitli araştırmalar neticesinde 3 reçetenin karışımından ortaya çıkardım. İlk kez denediğim tariflerin çoğunu en azından 3 reçeteyi karşılaştırıp, derleyip uyguluyorum. Ya da direk bir kaynaktan elde edildiyse, dip not olarak kaynakçayı iliştiriyorum. Basit tarifler bile olsa, kendimden bir şey katmayı, oradan buradan arak yapmamayı, mutlaka ve mutlaka tadına bakmış olmayı bu blogda prensip haline getirdim... Sabırla turşumu beklerken, elindeki eriği yumuşamadan turşu kurmak isteyen olursa, mutlulukla paylaşabilirim. Ay ne güzel, sevdiğimiz her şeyin turşusunu kuralım :)

Tarif: Erik Turşusu tarifi

13.4.16

Anneannemin Vişne Likörü

Vişne likörü bazı anneanne ya da babaanne evlerinin klasiğidir. Bayram ziyaretine gelenlerin kahvelerinin yanında mutlaka o sezonun likörü ikram edilir...

Bizde anneannem de, annem de yapar... Annemin yaptıklarına babam mutlaka müdahale eder, çaktırmadan bir küçük şişe ekstra votka ekler, biraz daha sert olur. 

Ben geçtiğimiz yaz, anneannemin göz kararı yaptığı likörün malzemelerini ölçüp, tartıp not etmiştim. Vişne zamanına daha epey vakit olsa da tarif burada dursun istedim.

Bu arada eskiden eczaneden aldıkları alkolle yaparlardı, artık votkayla yapıyoruz. 


  • 1 kg vişne
  • 1 kg şeker (biz 800 g koymayı tercih ettik)
  • 600 ml votka
  • 1200 ml su
  • 8 adet çubuk tarçın
  • 1 avuç dolusu karanfil
  • 3-4 adet muskat
  • 2 büyük boy kavanoz

+ 1 küçük şişe konyak (Anneannem bunu sonradan söylediği için, elimde yoktu, sonradan eklemeyi de ihmal ettik.)



Baharatları bir tülbente sarıyoruz, diğer tüm malzemelerle bir araya getirip, karıştırıyoruz. 1 ay boyunca güneş alan bir yerde, günde 1 defa karıştırarak bekletiyoruz. Ardından serin ve gölge bir yere alıyor, 2 ay, haftada 1 defa kavanozu çalkalayarak bekletiyoruz. 2 ayın sonunda içindeki baharat bohçasını çıkarabilirsiniz. Ben küçük kavanozlarla buzdolabına koyup, soğuk soğuk hazır bulunduruyorum. Ayrıca tanelerini tatlılara, pastalara malzemele olarak kullanıyoruz. 


24.3.16

Chia Tohumu Pudingi / Raw

Antik besinlerin moda olduğu ve bir şekilde benim de bu akıma dahil olduğumu farketmişsinizdir. Eskiye dönüş ekonomik bir girişim sonucunda mı ortaya çıkıyor yoksa hepimizin korktuğu hibrit ve ötesi GDO'lu tohumlardan kaçısın bir alternatifi mi? Yoksa farkına varmadan kaçmak yerine bu oyuna mı çekiliyoruz, bilmiyorum... İçinize kurt düşürmek gibi bir niyetim yok, sadece sorgulamak ve aslında iyi niyetimden...

Latince adı "salvia hispanica" olan chia, nane familyasından "lamiaceae" bitkisinin çiçeklerinden elde ediliyor. Aztekler zamanında yetiştirilen bu bitki bugün ise, doğal olarak Mexica ve Guatemala bölgesinde yetişiyor.

Chia tohumları omega-3 yağ asitleri yönünden oldukça zengindir. Her bir chia tohumu kendi ağırlığının 12 katı kadar sıvıyı çekme özelliğine sahiptir. Suyu absorbe etme sürecinde yapışkanımsı bir malzeme salgılar bunun sonucunda sıvılarda jelimsi bir yapı oluşur. Ayrıca 100 gram chia tohumu B vitamini, kalsiyum, demir, magnezyum ve fosfor günlük ihtiyacın bir kısmını karşılıyor.

Özellikle veganların ve raw beslenenlerin tercih ettiği besinlerden biri olan chia tohumu herhangi bir tada sahip değil, incir çekirdeği gibi bir hissiyat yaratıyor, ben henüz çiğneyemediğim için farkedilir, güçlü bir tadı varsa da alamadım. Bu özelliği sayesinde her türlü gıdaya eklenebiliyor. Salatalara, çorbalara, ekmeklere, yoğurda, müslilere... Yine veganlar yumurta yerine kullanabiliyor. Bence en muhteşem özelliği pişirmeden, uğraşmadan, sadece 1 gece yada bir kaç saat bekleterek puding yapılabilmesi.

Bu arada ayva çekirdeğinin de sıvıda bekletildiğinde jelimsi bir salgıyla suyu yoğunlaştırdığını da hatırlatmak isterim.

Vanilyalı, Ballı Chia Tohumu Pudingi




  • 86 g chia tohumu 
  • 400 ml süt (badem-soya-fındık sütü de olabilir)
  • 50-55 g bal
  • 1 adet vanilya çubuğundan çıkarılmış çekirdekler (ya da 1 tatlı kaşığı kadar vanilya özütü) 

Sütü oda sıcaklığına getiriyoruz ya da hafif ılınması için ısıtıyoruz. 

Balı ekliyoruz. Erimesi ve homojen bir şekilde dağılması için karıştırıyoruz. 

Vanilyayı ekleyip, karıştırıyoruz. 

En son chia tohumlarını ekliyoruz. Ben çırpıcı ile güzelcene karıştırdım. Jelimsi doku ortaya çıktıkça tohumlar birbirine tutunmaya başladığından bir süre hazırladığım kapta bekletip, arada karıştırdım. 15 dakika bekletip, karıştırırsanız da yeterli olabilir. Sonra 4 porsiyon çıkması için kaplara eşit miktarda döktüm. Buzdolabında gece boyunca kıvama geldiler. 

Üzerine çiğ ya da kurutulmuş meyveler, tarçın gibi baharatlar ya da dondurma ekleyebilirsiniz.  


7.3.16

Evde Gerçek Çikolata Yapıyorum! Aztekler’e ve Tüylü Yılan’a selam olsun!

Quetzalcoatl - Wikipedia'dan alınmıştır. 
Hayatımıza bu acı çekirdekleri sokan tüm Mezoamerika medeniyetlerine ve diğer tanrılarına da...

Her ne kadar kakao bitkisi yağmur ormanlarında yetişse de Tüylü Yılan yani Quetzalcoatl dedikleri bilgelik ve rüzgarın tanrısı tarafından ahaliye hediye edildiğine inanılmış.

Tanrı’nın yiyeceği olan  bu çekirdekler çeşitli işlemlerden geçerek baharatlarla, acı biberle veya balla tatlandırılarak bugün tükettiğimiz tatlı tadın tam tersine acı bir içecek olarak tüketilmiş.
Aztek ekonomisinde önemli bir yeri olan çekirdekler takas aracı olarak kullanılmış. Godiva’nın web sitesinde yazdığına göre:

4 çekirdek = 1 balkabağı
10 çekirdek = 1 tavşan veya 1 gecelik kadın

Gerçek çikolata! 
16. yüzyılda Avrupa’ya ulaşarak, içine şeker katılarak tüketilmeye başlanmış. Sanayi Devrimi’nin başlarında, 1815’te, Hollandalı kimyager Cenraad van Houten çikolatanın acılığını azaltacak bir keşifte bulunmuş. Bir kaç yıl sonrasında kakao yağının çıkmasını sağlayacak bir cihaz yapıyor böylece çikolata üretimi daha kolay ve ucuz hale geliyor. 1847’de ise Joseph Fry, eritilmiş kakao yağını kakaoya ekleyerek kalıp çikolata yapıyor. Henri Nestle tarafından geliştirilmiş süt tozu, Daniel Peter tarafından çikolataya eklenince, 1875 yılında sütlü çikolata icat ediliyor. 1879 yılına geldiğimizde Rudolphe Lindt çikolataya tat ve kıvamını geliştirerek çikolataya sınıf atlatıyor.

Çikolatanın Avrupa’ya gelişinden kısa bir süre sonra bu binlerce yıllık kutsal bitki bugün kabul gören formuna geliyor ve bugün dünya ekonomisine milyarlarca dolarlık katkı sağlıyor.

Aztekler’in tükettiği çikolata ile bizim bugün paketinden çıkarıp yediğimiz çikolatanın aynı şey olmadığının farkına varmışsınızdır. Evet, çikolata içindeki dev miktardaki şekerle inanılmaz tatlı bir şey. Ama tükettiğimiz şey gerçekten çikolata mı? Etiketi bir okusanıza, ne yiyorsunuz?

Şimdi bana “çikolatayı da mı evde yapalım” diyenler olacak. 

Evet, yapabiliyormuşuz. Kuvertürle yaptığımızdan bahsetmiyorum, onu da yapıyorum ama bu sefer gerçekten “gerçek” çikolata yapmayı denedim ve bu inanılmaz yoğun bitter tada sahip tarifi paylaşacağım. İlk denemem, çok acı ve ilginç bir kıvamı var! Acayip bir şey oldu! Heyecan verici!
Cocoa Nibs / Kakao Parçacıkları

Malzemeler:

100 g  işlem görmemiş kakao parçaları (Cocoa )
2 yemek kaşığı (tblsp) toz şeker
4 yemek kaşığı (tblsp)kakao yağı
Mermer havan

Malzemeleri büyük aktarlarda, organik/vegan gıda satan dükkanlarda bulmanız mümkün. Kakao parçacıklarını Bağdat Caddesi’ndeki bir aktardan, yağını ise Bodrum’daki bir aktardan almıştım. Şeker evde vardı. :)


Kakao yağı eklenmiş hali...
  • Fırını 200 derecede ısıtıyoruz.
  • Kakao parçalarını 10-15 dakikada bir çevirerek yaklaşık 30 dakika kadar kavuruyoruz. Fırını kapatıyoruz.
  • Kakao parçaları soğurken, mermer havanı ısınması için fırına koyuyoruz.
  • 10-15 dakika sonra kakao parçacıklarını havanda iyicene eziyoruz, 15 dakika kadar... (Daral geldiyse mutfak robotundan yardım alın.)
  • Şekeri ekliyoruz. Havanda macunumsu kıvama gelene kadar dövüyoruz. Yine geldilerse robotta devam...
  • Ve kakao yağını ekliyoruz, erimiyorsa içi hala ılık olan fırında bir kaç dakika beklesin sonra iyice karıştırıyoruz. Kalıplara dökülebilecek kadar sıvı bir kıvama gelmesi lazım.
  • Pütürler fazlaysa robottan yardım alabilirsiniz.
  • İstenilen kıvama gelince kalıplara döküp, 30-40 dakika soğumasını bekliyoruz.



6.1.16

Bir Tiramisu tarifi! Carminantonio Amca'ya saygılar!

"İtalyanların en ünlü tatlısı nedir?" desem, şüphesiz herkes "tiramisu" diye cevap verecektir.

Peki, ilk tiramisunun 24 Aralık 1969 tarihinde ortaya çıktığını söylesem... Evet, Carminantonio Iannaccone, iddiasına göre tiramisunun mucidi! Kaynaklar daha erken dönemlerde, farklı isimler tarafından bu tatlının ortaya çıkmış olabileceğine işaret ediyor olsa da, göz ucuyla baktığımda, bu dünyaca ünlü tatlının Carminantonio Iannaccone'ye ait olduğunu söylemek mümkün. Diğer iddialardan biri ise 17. yüzyılda, Toskana Dükü III. Cosimo de Medici onuruna yapıldığıdır. Diğeriyse, 19. yüzyılın ortalarında İtalya'nın ilk başbakanı Camillo Cavour tarafından yaptırıldığıdır... Ancak içinde taze peynir ve çip yumurta barındıran bu tarifin buzdolabında muhafaza edilmesi gerektiği, bu yüzden tiramisu tarifinin çok da eski zamanlarda ortaya çıkmış olmasının mümkün olmadığı söyleniyor. 

Başarılı bir pastacı olan Iannaconne, 1993 ya da 1995'te Amerika'ya göçüyor, 2002 yılındaysa Baltimore'da "Piedigrotta Bakery"i açıyor ve bu dükkan halen hizmet vermekte. Yolu düşen bir uğrarsa, bana da oradan bir el sallayın :)

Çok komik değil mi? Reçetenin sahibi hayatta ama Türkiye'de pek çok teyze kendi yaptığı tiramisunun en doğrusu olduğunu iddia ediyor, üstelik başkalarının yaptıklarını beğenmiyor... Biz bu tarifler arasında boğulurken, bizi bu keyifli tatlıyla buluşturan Carminantonio Amca, hiç bu meselelerle uğraşmıyor ve gayet mütevazi bir tavırla "...sonuçta telefonu icat etmedim ya!" diyor...

Ne yazık ki ben de kendi bildiğim tarifi paylaşıyorum... Carmiantonio'nun tarifi için hadi Baltimore'a... 

Çok porsiyonlu tiramisu:

6 yumurta sarısı
4 yumurta beyazı
100 gram şeker
450 gram mascarpone peyniri
2-3 yemek kaşığı Amaretto (acıbadem likörü)
400 gram kedi dili
2 fincan soğutulmuş sert espresso-filtre kahve yoksa granül kahve 
Kakao

  • Kahveyi yapıyoruz, soğutuyoruz. Likörü ekliyoruz. 
  • İlk olarak 4 yumurta beyazını ayrı bir kaba, 6 yumurta sarısını ayrı bir kaba ayırıyoruz. 
  • Yumurta sarılarını şekerle, iyice çırpıyoruz. Bu karışıma mascarpone peynirini ekliyoruz. Güzelce karıştırıyoruz. 
  • Yumurta beyazını köpük olana kadar çırpıyoruz. Tavsiyem bir makina yardımı almanız. Yoksa elle çırparak da yapılabilir... 
  • Köpük haline gelmiş yumurta beyazını, yavaşça diğer yumurta karışımına ekliyoruz, usulca bir spatula yardımıyla birbirine yediriyoruz. 
  • Kedi dili bisküvilerini kahve karşımına 1-2 saniye kadar batırıp, tiramisuyu yapacağımız kabımıza diziyoruz. Bir sıra kedi dilini dizdikten sonra, kremamızın bir kısmını, bisküvilerin üzerine homojen bir şekilde döküyoruz. İşlemi tekrarlıyoruz.
  • Üzerini kapatıp, buzdolabında mümkünse 1 gece dinlendiriyoruz. 
  • Servis öncesinde, üzerine kakao serpiyoruz.

* Bu tarif için büyük boy borcam kullandım. Daha az miktarda denemek için tarifteki miktarların yarısını kullanabilirsiniz. 









17.12.15

Su Muhallebisi

Su muhallebisi, Osmanlı döneminde yapılan, tüketilen, sevilen bir tatlıdır. Hafif olmasının yanı sıra farklı sunumu ile güzel bir tatlı yeme ritüeli yaşatıyor olması oldukça keyifli.

Günümüzde su muhallebisini pek çok kimse bilmiyor sanki, yanılıyor muyum? Muhallebicilerde bulmak mümkün elbette ama yine de en güzeli evde yapılanıdır zira bir kaç gün bekleyince üzeri kabuk bağlıyor ve ağızda bıraktığı his hiç de hoş değil. Her zaman tazesine denk gelemeyince ki zaten senede bir iki defa yediğim bu tatlıyı, 15 dakikada evde yapmayı tercih ediyorum.

2009'da, bloğun ilk tariflerinden biri olarak paylaştığım bu leziz tatlıyı burada yine paylaşıyorum, hadi bakalım...

Malzemeler: 

3,5 bardak süt
3,5 bardak su
1 bardak buğday nişastası

İsteğe göre: 

1/2 bardak şeker
Vanilya özütü

Üzerine:

Gül suyu
Pudra şekeri veya üzüm pekmezi

Su muhallebisinin içine şeker ve vanilya eklenmez. Servis esnasında üzerine gül suyu ve pudra şekeri ya da pekmez dökülerek şeker ve tat dengesi sağlanıyor. Yine de bu tada alışık olmayanlar için, nişasta tadını kırmak ve lezzeti artırmak için bireysel bir dokunuşu tavsiye ediyorum.

Süt, su, nişasta, şekeri bir tencereye koyuyoruz. İyice karıştırıp, ocağa alıyoruz. Kıvamı yoğunlaşıp, kaynamaya başlayana kadar sürekli karıştırıyoruz. Kaynama başladıktan sonra bir kaç dakika daha karıştırarak fokurdamasına izin veriyoruz.

Muhallebiyi dökeceğimiz kabı, su ile ıslatıyoruz, muhallebiyi döküyoruz. Soğuyunca üzerini kapatıp, buzdolabına kaldırıyoruz.

Servis etmeden önce, porsiyonlayıp tabağa alıyoruz. Üzerine gül suyunu döküyoruz, bir miktar da pekmez ya da bir kaç kaşık pudra şekeri... Bekletmeden yiyoruz.

13.12.15

Çam Fıstıklı, Pancar ve Havuç Püresi

Güzel bir kış püresi tarifi paylaşıyorum. "Püre" dediğime bakmayın, banmalık ya da sürmelik. "Ezme" desek daha hoş olur ama ben blenderla püre haline getirdiğim için, teknik olarak, bu bir "püre". 

Pişirmesi çok zaman ve emek almıyor. Akşam sofralarında çok güzel duracak bir renge sahip. Rakı ve şarap masalarına da pek âlâ yakışır. 

Pancarın hoş tatlılığından hoşlanıyorsanız bence bu tarifi bir kere deneyin ve yumulun.




2 adet pancar
3 adet havuç
1 küçük paket çam fıstığı
Yoğurt
Mayonez (isteğe göre)
Tuz 

Pancar ve havucun kabuklarını soyuyoruz, küçük küçük doğrayıp, az suda haşlıyoruz. Suyunu süzüp, iyicene eziyoruz. İster bir ezici yardımıyla, çatalla veya blenderla püre haline getirebilirsiniz. Pütürlü kalması daha keyifli olsa da pürüzsüzlük de gayet ideal bir lezzet sunacaktır. 

Çam fıstıklarını bir tavada, başından ayrılmadan kavuruyoruz.

Ezilmiş havuç ve pancarları bir tutam tuzla buluşturup, 4-5 kaşık kadar yoğurt ve 1-2 yemek kaşığı kadar mayonez ekleyip, iyicene karıştırıyoruz. 


Tadına bakıyoruz, mutlaka! Arzuya göre yoğurdu artırabilir, tuz ilave edebilirsiniz. 

Servis tabağına alıp, üzerine fıstıklarımızla servis ediyoruz.