16.12.14

Çikolata Parçacıklı Kurabiye / Chocolate Chip Cookie

Çok ama çook lezzetli! Yapması kolay, pişirmesi hızlı!

Tereyağı 150 g
Esmer şeker 80 g
Toz şeker 80 g
Vanilya özütü 2 çay kaşığı
Yumurta 1 tane
Un 225 g (Ben tam buğday unu ile beyaz unu karıştırarak kullandım)
Karbonat 1/2 çay kaşığı
Tuz 1/4 çay kaşığı
Çikolata parçaları 150 g


Fırını 190 derece ısıtıyoruz.

Oda sıcaklığında erimiş tereyağı ile şekeri kremamsı bir kıvama gelene kadar çırpıyoruz. Yumurtayı ekliyoruz ve vanilyayı ekleyip iyice karışmasını sağlıyoruz.

Elenmiş un, karbonat ve tuzu ekleyip spatula yardımı ile karıştırıyoruz. Hamuru karıştırması biraz zorlaşacak ama devam.... En son çikolata parçalarını ekleyip, karıştırmaya devam ediyoruz.

Bir tam dolu çay kaşığı hamuru, üzerine hafif bastırarak yağlı kağıt konmuş tepsiye yerleştirin. 1,5 tepsi kadar kurabiye çıkacaktır.

Yakaşık 15 dakika pişirin. Kurabiyeler fırından çıktığında tam pişmiş olmamalı, ortası halen az biraz yumuşak kalmalı zira soğuduktan sonra sertleşecek. Taş gibi isterseniz, siz bilirsiniz!!!


10.12.14

Fortune Cookies / Dilek Kurabiyesi

*





Aslında "fal kurabiyesi" demek daha doğru olabilir ama "dilek kurabiyesi" kulağa daha güzel geliyor...


Bu kurabiyleri hepimiz biliriz; Amerikan filmlerinde Çin lokantasından yolu geçen bir karakter varsa, muhtemelen bizim kurabiyeler de figüran olmuşlardır.

Bu kurabiyeler Çin'le özdeşleşmiş olsa da, o Çin Asya'daki Çin değil de, Amerika'daki Çin mahalleleri. Hatta varsayımlardan birine göre bu kurabiye Los Angeles'ta yaşayan Çinli bir göçmen tarafından yaratılmış. Her yıl Amerika'da 3 milyar fortune cookie üretiliyormuş!

Bu kurabiyelerin zarifliği elbetteki içine iliştirilmiş, güzel sözler içeren notlar. İçine geleceği vaadeden sözcükler de eklenebilir, iyi dilekler de, sevgi mesajları da...

Aşağıda tarifini versem de bu Cumartesi, Küçükyalı TED Koleji'ndeki Çin temalı mutfak sanatları workshop'ına çocuklarınızla katılabilir ve bu kurabiyeyi beraber yapabiliriz. (Detaylar bir önceki gönderide.)

Bu kurabiyeleri yaparken biraz zamana, biraz da sıcağa karşı dirayete ihtiyacınız olacak! 5 dakika gibi kısa bir sürede pişse de, kurabiyeleri fırından alıp, saniyeler içerisinde kağıtları koyup, kapatıp, şekil vermemiz gerekiyor. 10 saniyenin altında bir sürede bu işlemi halletmezseniz, kurabiyeler sertleşir ve şekil almaz. Fırın tepsisine dörder dörder koymanızı veya bir kişiden yardım almanızı öneriyorum.


Malzemeler

Un 70 g
Şeker 100 g
Yumurta beyazı 2 adet
Vanilya özütü 1 çay kaşığı
Zeytinyağı 1 yemek kaşığı

Fırını 200 derede ısıtıyoruz.

Yağ dışındaki tüm malzemeleri iyice karıştırıyoruz. Fırça yardımıyla yağlı kağıdı yağlıyoruz. 1 tatlı kaşığı hamuru tepsiye döküyoruz, kaşığın tersiyle çay fincanı ağzı genişliğinde yayıyoruz. Fırında 5 dakika tutuyoruz. Çıkarır çıkarmaz yarım ay şeklinde katlıyoruz, uçlarını iyice sıkıştırıp, düz kısmının ortasını bir kasenin kenarına iliştirip, hafifçe bükülmesini sağlıyoruz.

Bu tariften tam 18 adet çıkıyor. Boyutu size kalmış!


 *Bizim dilek kurabiyelerimizin yazıları babam tarafından hazırlandı.




6.12.14

Çocuklarla Yemek Atölyesi

Yemek muhteşem bir eylem! "Yemek için yaşamak" bedenimiz için sağlıksız olabilirken, "yaşamak için yemek" fikri ruhumuz için sağlıksız olabilir. O yüzden "afiyetle" yiyelim; keyfi çok, şifası bol olsun...

Yemenin ötesinde kimileri için pişirme eylemi harikülade bir histir. Bu hisleri paylaşarak yemek yapanların ortaya çıkardıkları tabaklar benzersizdir, tarifi imkansızdır; yemek, pişirenin ruhunun hislerini taşır. Görüntüsü, tadı, kokusu hepsi ayrı ayrı yiyiciyi etkilerken kimi zaman yani pişiricinin hisleriyle yapıldıysa tüm o hisler yiyenin ruhuna dokunur.

Yemek yapmak, her seferinde bir keşiftir. Bu keşifler yapanın ruhunu aydınlatabilir. İşte bu ihtimaller, bu hislerden ötürü yemek yapmaktan inanılmaz keyif alabiliyorum. 4 yıl kadar bir süredir yemekle ilgili işler yaparak para kazandım. Okudum, pişirdim, piştim, araştırdım, yönettim, oluşturdum... Bunların hepsinin ötesinde, şimdiye kadar ki en leziz, en müthiş deneyimin çocuklarla yemek pişirmek olabileceği aklımın ucundan geçmezdi! Geçtiğimiz aydan beri yemekle ilgili neredeyse tüm araştırmalarım çocuklar için... Çocukların ne kadar yetenekli olduğunu, sevmediklerini söyledikleri malzemeleri tanıyınca tadına bakmaktan çekinmeyecek kadar cesur olduklarına ve kısa sürede şaşırtıcı şeylere şahit oldum. Çocuklarla birlikte yemek yapmak o kadar heyecanlı, o kadar keyifli imiş ki... 

Neler oluyor?

Pace Çocuk Sanat Merkezi'nin Küçükyalı TED Rönesans Koleji içindeki Mutfak Sanatları Atölyesi'nde haftasonları, çeşitli yaş gruplarından çocuklarla aylık mutfak atölyesi düzenliyoruz. Atölyede zamana ve mekanın imkanlarına sığdırabileceğimiz her şeyi yapmayı planlıyoruz. Ekmek yaptık mesela; mayayı öğrendik. Yetmedi peynir yaptık, sütün nasıl peynire dönüşebildiğini gördük... Muffin de yaptık, cookie de yaptık ama asla ve asla şekerli-boyalı hamurlar, renklendirici kimyasallar, margarinler kullanmadık. Beni blogdan veya dışarıdan tanıyanlar zaten gıdalar konusundaki hassasiyetimi az çok bilirler, Pace'yle de aynı görüşteyiz ki beraberiz. Tüm bu hassasiyetimizle aslında çocuklarla sadece yemek pişirme deneyimini değil yemeğin ardındaki doğayı, döngüyü, hayatı ve kültürü paylaşıyoruz.

Ayrıca, Cumartesi günleri gerçekleştirdiğimiz, anne/baba ve çocukların katıldığı "Dünyayı Yiyerek Geziyoruz" temalı günlük workshop programlarında her hafta farklı bir ülkenin mutfağını ve kültürünü keşfediyoruz. 

Mutfak ve diğer sanat atölyeleri dışarıdan katılıma açıktır.

Bilgi için: Pace İletişim




20.11.14

Risotto; mantarlı, tarhunlu, vermutlu

Risotto, bir İtalyan klasiği... Dünya mutfağında yaygın olarak risotto yapımında "arborio" cinsi pirinç kullanılırken İtalyanların "carnaroli" pirinci tercih ettiği söyleniyor.

Risotto yapımında pirinç seçimi oldukça önemli, yüksek nişasta oranına sahip olan arborio veya carnaroli pirinçleri yemeğin kremamsı kıvamını elde etmeyi sağlıyor ve İtalyan pilavının özelliğini oluşturan özelliklerden biri de bu kıvamdır. Bir diğer özellik ise pişirme yöntemidir zira bildiğimiz pilav pişirme yönteminden oldukça farklı ve biraz daha oyalayıcıdır. Bu yöntemi tarifle birlikte açıklıyorum:

Malzemeler:
5-6 kişilik

Arborio pirinci 300 g
Mantar 500 g
Taze tarhun (biberiye, kekik) 3-4  dal 
Soğan 1 adet
Vermut (beyaz şarap) 1/2 su bardağı
Sebze suyu*
Parmesan peyniri rendesi 1 su bardağı
Zeytinyağı
Tereyağı
Muskat 
Tuz
Karabiber 

  • Bu tarifteki bazı malzemeleri değiştirebilmek mümkün alternatif malzemeleri parantez içinde belirttim. 
  • Sebze suyu yerine et-tavuk suyu kullanabilirsiniz. Sebze suyu için elinizdeki mevsim sebzelerini, sarımsak, tane karabiber ve taze otlarla birlikte kaynatarak elde edebilirsiniz Artan stok suyunu daha sonra çorbalarda kullanmak üzere kullanabilirsiniz.*

Büyük bir tencerede sebze suyunu hazırlayın ve sıcak kalması için kısık ateşte bekletin. 1 orta boy soğanı çok çok küçük küpler halinde doğrayın. Temizlenmiş mantaları dilimleyin. 1/2 su bardağı kadar parmesan peyniri rendeleyin.

Soğanı zeytinyağında pişiriyoruz. Pirinci ekliyor, karıştırıyoruz. Vermutu döküyoruz, çektiriyoruz. Kepçeyle stok suyundan ekliyoruz, tahta kaşık yardımıyla devamlı karıştırıyoruz. Suyu çektikçe, birer kepçe su ekliyoruz. Risottonun pişme sürecinde sürekli karıştırmak çok önemli, bu yüzden tüm malzemeleri önceden hazır etmeli! Pirincin tadına bakarak, pişme sürecini takip edin. Ortası halen sertken mantarı ekliyoruz, muskat rendeliyoruz ve karıştırmaya devam ediyoruz. Mantarlar pişerken, damak tadımıza göre tuz ekliyoruz fakat parmesan ekleyeceğimizden tuzu fazla kaçırmamayı öneriyorum. Pirinç ve mantarlar piştikten sonra ocağı kapamadan hemen önce 2 yemek kaşığı kadar tereyağını ekliyoruz. Ocaktan alıp, taze otları ve parmesanın yarısını ekliyoruz, karıştırmaya devam ediyoruz. Hemen servis ediyoruz!

Risotto pişirimi tamamlandıktan sonra en fazla bir kaç dakika dinlenebilir. Sonradan servise uygun değildir. Yiyeceğiniz kadar pişirin ve hemen tüketin!

13.11.14

Muzlu Bıdık Muffin

Donna Hay'in muzlu-çikolatalı muffin tarifini aldım, eldeki malzemelere göre azıcık değiştirdim, buyrun:

2 küçük boy muz
80 ml zeytinyağı
1 yumurta
130 g esmer şeker
1 çay kaşığı vanilya özütü
115 gr tam buğday unu (orjinal tarifte self raising un kullanılıyordu- beyaz un da kullanılabilir.)
5 g kabartma tozu
1 tutam tuz
95 g çikolata (çikolatam yoktu, kakao kullandım- 35 g kadar)

Muzlar eziliyor, çikolatalar küçük parçalar haline getiriliyor veya damla çikolata kullanılıyor. Yumurtayı az çırpıp, şekeri, yağı, vanilyayka çırpmaya devam ediyor sonra unu, kabartma tozu, tuzu da ekleyip bir spatula yardımıyla karıştırıyoruz ve en son çikolata ile muzu ekliyoruz.

Muffin kalıplarımızın yarısını biraz geçecek kadar döküyoruz. 

180 derece, önceden ısıttığımız fırında 20 dakika pişiriyoruz. 


Not: İkea'nın düdük muffin kalıplarını kullanmanızı önermiyorum.

4.11.14

Donmuş Limon / Frozen Lemon


Dondurucuya at, beklesin. Salatan hazır olduğunda çıkar, rendele. 

Suyu yok ama kokusu var, dokusu var! 

22.9.14

Biberli Lor

Rakıya meze mi yaparsınız, kahvaltıda ekmeğinizin üstüne mi sürersiniz bilmem ama bence denemeniz gereken kolay, lezzetli, hafif ve sağlıklı bir tat!

7-8 adet tatlı kıl biber
150 gr tatlı lor
Zeytinyağı
Tuz

Biberleri közlüyoruz, ince ince kıyıyoruz. Peynire ekleyip, karıştırıp kalan malzemeleri damak tadımıza göre ekliyoruz!

Voilà!


17.8.14

Yeni Blog Projesi: Pkos'lu Kadınlar Cemiyeti

Yeni bir blog projesi başlattım: Pkos'lu Kadınlar Cemiyeti
Polikistik over sendromu olan kadınların nasıl beslenmesi gerektiğine dair önerileri paylaşacağım ve bu öneriler doğrultusunda tarifler yaratacağım bir blog olacak. Biraz tıbbi bilgiler içeriyor ayrıca spora yönelik motivasyonu da bu blogda bulabileceksiniz.

Delicious - Not Delicious'da da çoğunlukla sağlıklı tarifler paylaşıyorum ancak Kadınlar Cemiyeti'nde sadece ve sadece sağlıklı beslenmeye yönelik gönderiler olacak.

Takip etmek için:

Pkos'lu Kadınlar Cemiyeti, Blog

Twitter: pkoscemiyet

Facebook: Pkos'lu Kadınlar Cemiyeti

---


Pkos'lu Kadınlar Cemiyeti'nden bir alıntı:

 Şekeri Nasıl Bırakacağız?

"Şekeri bırakmak zorundasın, biliyorsun değil mi? Hangi şekerden bahsettiğimi de biliyorsundur; hani şu “3 beyaz”dan olanı…

Vücudunun şekere ihtiyacı var, bu çok doğru ama rafine şekerler bedenin için hiç de sağlıklı değil. Bırakman gereken şeker toz halinde, küp şeklinde olanlar ya da lezzetli bisküvilerin tadını veren glikoz şurubudur…"


23.5.14

PANNA COTTA Türk Kahveli Jöleyle...

Meşhur bir İtalyan tatlısıdır; tarifini Türkleştirdiğimiz ve uzmanlaştığımız tiramisu kadar meşhur olmasa da...  "Pişmiş krema" anlamına geldiği rivayet ediliyor. Evet, krema ile yapılıyor. Ancak en önemli ve ulaşılması birazcık daha zor olan malzemesi olan yaprak jelatini, pastacılık malzemesi satan dükkanlardan bulabilirsiniz.

Panna Cotta, eski bir tatlıdır ve söylentilere göre en eski tariflerinde bile hayvansal jelatin kullanılırmış. Bu jelatini balık kılçıklarından elde ediyorlarmış. (Et-tavuk suyu yaparken ortaya çıkan bıngıl bıngıl jelimsi tabakayı bilirsiniz...) Tadı, kokusu nasıl engelleniyor bilemiyorum ama ben zaten yaprak jelatin kullanmaktan öteye geçmeyi planlamıyorum. Yaprak jelatine alternatif olarak toz jelatin öneriyorlar ancak ben hiç kullanmadım, sonuç nasıl olur bilemiyorum. Tarifi aldığım sitede (linkini altta paylaşacağım) 3 yaprak jelatine, 1 yemek kaşığı toz jelatinin denk geldiği belirtiliyordu. Denemek isterseniz, sonucu merakla bekliyor olacağım.

Tarifteki ölçüler "cup" olarak verildiği için benim paylaşımımda aynı şekilde olacak ancak yanlarına kaç grama denk geldiğini de ekleyeceğim.

 Panna Cotta:

2 cup krema (465 gr)
2 cup süt (484 gr)
1/2 cup şeker (100 gr)
3 yaprak jelatin
1 tatlı kaşığı vanilya esansı

 Krema, süt, şeker ve vanilyayı kaynama noktasına gelene kadar sık sık karıştırarak ısıtıyoruz. Fokur fokur kaynamaması lazım. Hafif bir kaynama başladığında altını kısıp, bir kaç dakika daha ocakta tutun. Ardından yaprak jelatini bir kaç dakika soğuk suda bekletin, biraz yumuşayınca suyunu sıkıp, tencereye ekleyin. Tüm jelatin eriyene kadar güzel güzel karıştırın.

Mümkünse şeffaf kaplara ya da bardaklara yaklaşık 2/3 kadarını dolduracak kadar boşaltın ve tamamen soğumasını bekleyin.

Türk Kahveli Jöle

1 paket toz jöle (Evet, ben de nadir de olsa bu tarz malzemeleri kullanıyor olabiliyorum.)
3 tatlı kaşığı Türk kahvesi
2 yemek kaşığı şeker
320 ml su

Suyun yarısıyla Türk kahvesini bir taşım pişiriyoruz. Ardından tülbent benzeri sıkı bir malzemeyle kahveyi süzüyoruz. (Buradan sonrası paketin arkasında da yazıyor.)

Kalan suyu, süzülmüş kahveyi, şeker ve toz jöleyi tencerede karıştırarak pişiriyoruz. Hafif bir yoğunlaşma başlayacak, ardından kaynar gibi yapacak. Ocaktan alıyoruz.

Panna Cotta'ların üzerine isterseniz fotoğraftaki gibi ince bir tabaka olarak, isterseniz 1 parmak kalınlığında dökebilirsiniz. Buzdolabında iyice soğuduktan sonra servise hazır!



Panna Cotta tarifi www.italianfoodforever.com adresinden alınmıştır.

5.5.14

Fıstık Ezmeli Köpek Bisküvisi

Bu bir köpek yemeği tarifidir. Ayrıca light bisküvileri sevenlere de önerebilirim. Köpeğimden önce ben bir kaç tane yemek zorunda kaldım (tamemen test amaçlı). ;)


200 gr tam buğday unu
2 yumurta
2-3 yemek kaşığı şekersiz yer fıstığı ezmesi
75 ml süt
1 tutam tuz
1 çay kaşığı kabartma tozu


Bisküvi-kurabiye hamuru yapar gibi malzemelerin hepsini karıştırıyor ve yoğuruyoruz. Tezgahı ve hamuru biraz unlayıp, mümkünse  bir merdaneyle açıyor ve kurabiye kalıplarıyla kesiyoruz ya da hamuru bir kaç parçaya bölüp elimizle yuvarlıyor, ince bir şerit elde edip bıçakla ince, yuvarlak dilimler kesiyoruz. Yağlı kağıdın üzerine azıcık aralıklar bırakarak yerleştiriyor, önceden 180 derecede ısıttığımız fırında yaklaşık 40 dakika pişiriyoruz.

Yaklaşık iki büyük fırın tepsisi kadar bisküvi elde edebilirsiniz, fırınınız küçükse miktarların yarısını kullanabilirsiniz. 

Bisküviler hafif tuzlu ve hafif fıstık ezmesi aromalı olacaktır. 



25.4.14

İç Baklalı Enginar

Enginar ve bakla sezonu açıldı. Yazın habercisi olan bu iki mükemmel sebzenin bir arada sunulması zaten bir klasiktir ve ben de bu klasiği anneannemden öğrendiğim tarza yakın olarak pişiriyorum. Enginar ve baklanın ortak iki kusuru ise kararma ihtimalidir, bunun için un ve limon mutlaka kullanılır. Farkettiyseniz, yemeklerimi mümkün olduğunca en sağlıklı malzemelerle pişirmeye gayret ediyorum.  Bakla ve enginarları ayrı ayrı pişirmemiz gerekiyor. En uğraştırıcı kısmı ise baklaların ayıklanması, iç baklanın yani tanelerin ayıklanmasından bahsediyorum! İlk olarak bakla tanelerinizin dışındaki kabuğu ayıklamanız gerekiyor. Küçük bir bıçak yardımıyla ufak kesiklerle tanelerin dışındaki kalın kabuğu ayrıştırıyoruz.

300 gram taze iç bakla
1 büyük soğan
6-7 adet ayıklanmış enginar
1 limon
Zeytinyağı
Tuz


Orta küp şeklinde doğradığımız soğanları zeytinyağında, orta ateşte pişiriyoruz. Şeker eklemeyeceğimiz için, tavsiyem soğanları mümkün olan en kısık ateşte, uzun sürede pişirmeniz. Böylece karamelize soğana yakın bir tat elde edebiliriz.

Ayıklanmış iç baklalarımızı, 1 tutam tuz ve baklalarda aynı seviyede kaynamış su ile tencereye ekleyip, kısık ateşte pişiriyoruz.

Başka bir tencerede enginarları pişirmeye başlayabiliriz. Mümkünse yayvan bir tencereye zeytinyağını ekliyoruz, ısınınca, enginarları yerleştiriyoruz. Üzerine 1 adet limonun suyunu sıkıyor, tuzunu ekliyor ve enginarların yarısına gelecek kadar sıcak su ekliyoruz ve orta ateşte pişiriyoruz. Arada enginarları çevirebilirsiniz. Enginarı bazıları diri, bazıları iyi pişmiş sever. İstediğiniz yumuşaklığa gelene kadar pişirebilirsiniz.

Yine bir anneanne tavsiyesi vermek istiyorum: Bakla ve enginar pişirirken metal kaşık kullanmıyoruz. Kararmasına neden oluyormuş. Bu bilgiden ötürü hayatımda hiç metal kaşık, kepçe kullanmadığımdan bu bilgi ne kadar doğru bilmiyorum. 

Pişme işlemleri tamamlanınca, enginar çanaklarına baklaları dolduruyoruz. Soğuyunca kıyılmılmış dereotu ile servise hazırdır!


3.2.14

Noodle dediklerinden... ;)

Elimde azar azar kalmış sebzeler varsa, noodle'ımı onlarla şenlendirmemden başka ne düşünebilirdim ki...

1 porsiyon:

160 gram noodle
1 havuç
1 ince pırasa
1-2 yemek kaşığı susam
2 yemek kaşığı Zeytinyağı ya da susam yağı
Soya sosu


Noodleları kaynar suda 5 dakika kadar haşlıyoruz. Bu arada istediğiniz gibi doğradığımız ama çok da kalın olmayan sebzelerimizi susam yağında ya da zeytinyağında, damak tadınıza göre az pişmiş ya da iyi pişmiş olarak vokta kavuruyoruz, pişmesine yakın susamları ekliyor biraz da onlarla kavuruyoruz. Haşlanmış noodle'ı voka aktarıp, bir kaç dakika daha çeviriyoruz. Ben bu süreçte biraz köri ekledim ;). Son olarak da 1 yemek kaşığı kadar da soya sosuyla lezzetlendirdim. Servise hazır...

(Yarım paket noodle ile 2 kişiyi fazla fazla doyurabilirsiniz, bence... Bu da yukarıdaki miktarların iki katına denk geliyor...)